30 Mart 2009 Pazartesi

Gak gak


Baldanadamım benzer objelere tek isim veren çocuklardan. Onun için uçan herşey gak gak. Kelebek sinek ve her türlü kuşu gördüğünde gak gak diye bize gösteriyor. Geçen gün odasina giren sineği uzun süre inceledikten sonra sineği gak gak tan ayırmayı başardı. O na da "ne" diyor artik si"ne"k.
Geçtiğimiz cumartesi günü baldanadama kuruyemiş almak ve güzel havadan faydalanmak için Eminönüne gittik. Benim gizli amacımsa yenicami önundeki kuşlarla oğlumu tanıştırmaktı. Kuşları görür görmez gak gak diye koşuverdi. Uçurdu , kovaladı pek güldü eğlendi. Bizde bol bol fotorafını çektik. Yakındaki evcil hayvan satan dükkanların oraya da girdik. Baldanadam o kadar çok hayvanı görunce nereye bakacağını şaşırdı bense hayvanların o korkunç şartlarda bulunuyor olmasından çok üzüldüm. İnternette bu durumu şikayet etmek için mercii araştıracağım. Keşke hepsini alıp doğal ortamlarına bırakabilsem.

Benim açımdan üzücü bu kisa geziden sonra baldanadamla açık havada öğle yemeği yedik. Yanımıza gelen kedilerede baldanadamın mamasından biraz verdik. Kedi afiyetle köfteyi yerken baldanadamda seyretti.

İşte güzel günden kareler...






Baldanadamın Dilinden


tata:anladın sen onu :)
daat:saat
tay:çay
ne:sinek (anlamam baya zor oldu)
ampul:gayet net soyledi
lamba:buda gayet netti
manane:banane diyor evet evet 16 aylık sıpa banane diyor. işim çok benimm
baldede:aydedeye kafiyeli olsun diye soylemiştim hemen kaptı velet balbebe de diyom demiyo
taktak:ceviz kıracağı;oyuncak çekici
as:asmak;askı

yine aklımdakiler bu kadar hergün yeni bir kelime ekliyor hazinesine maşallah kuzucuğuma...

29 Mart 2009 Pazar

Hamur denemesi



Bu post aslında gecen haftaya ait ama fotorafları ancak aktarabildim. Gectigimiz haftasonu baldanadamin buyuk amcasina misafirlige gittik ve ilk hamur deneyimimizi gercek hamurlarla yaptık. Yengemiz bizim icin borek aciyordu ve baldanadam evi teftiş ederken bizi yakaladi. Mecbur kendisine de kucuk bir parca hamur verdik. Fakat hamurla yetinmeyip oklavayi da istedi. Kiramadik onu da vedik eline...





Burda uslu uslu oynuyor gözüksede bir çok kere hamuru ağzina götürmeyi denedi. Tabi bunda bizim hamurlara mama dememizinde etkisi olmuştur sanirim. Yinede oyun hamurunu bir iki ay daha eline vermeyi düşünmüyorum.

27 Mart 2009 Cuma

5.ay

26 Mart 2009 Perşembe

Yeni şarkımız


Şarkıları değiştirme işine bayağı sardırdım. Yeni şarkımız baldanadamı uyumaya psikolojik olarak hazırlamak için. Eserin orjinalini Orhan Gencebay söylüyor:)

Gun geceye dönünce,
Göze uyku gelince,
Sütümüde içinceeee
Uyumak ne güzeeell...

Buda orijinali hatıralmayanlar için;

Mevsim bahar olunca,
Aşk gönüle dolunca
Sevenler kavuşunca
Yaşamak ne güzel...

25 Mart 2009 Çarşamba

Dun doktordaydik


Kuzum azi dişi çıkariyor. Damaklar kabarik sinirler gergin, iştah az. Suyuna gidildiği sürece neşeli ama bazı bazı özellikle de uykudan kalktiğinda ne istediğini bilmez bir biçimde bağiriyor. Bu mini krizlerin sonunda bizi genelde bilgisayarin yanina götürsede buna yolda karar verdiğini düşünüyorum :) Bilgisayari açmadan başka şeylerle kendisini oyalamayi şimdilik başariyorum.

Dün izinliydim malum, iştahsizliği ve bir kaç soru için kendi doktoruna değilde mahallemizdeki tıp merkezindeki tecrübeli doktor teyzemize gidelim dedim. Bebekken kontrolerimiz cok rahat gecerdi. Muayene sırasinda doktor amcasinin steteskopu ile oynar etrafi incelerdi. Artık bangır bangır bagırıyor, muayene olmaya direniyor. Odadaki oyuncaklar falanda sakinleştiremiyor. Bu sefer de önce kısa bir muhabbet sonra odayi ve oyuncaklari inceleme seremonisi yaptık ama işe yaramadı yine aynı muayene krizini yaşadık. Gerçi muayene bittikten sonra doktor teyzeye gülücükler saçtı baldanadam.

Doktor teyzemizin reçetesiyse şöyle: Hiç bişiyi yok, ilgi odaği olmuş, fazla şımartıyorsunuz hemen bir kardeş lazım buna dedi :) Bu reçeteyi uygulamayi düşünmüyor değilim ama şu iki yaş sendromunu bir atlatalim hayirlisiyla, sonrasi Allah kerim...

23 Mart 2009 Pazartesi

Ağlayan baldanadam


Bu sabah işe ayaklarım geri geri geldim. İşe giderken hep el sallayarak gülerek giderdik. Bu sabah ilk defa baldanadam arkamdan ağladı. Onu öyle ağlarken bırakıp gitmedim tabi. Teskin oldu yine el salladı bana ama tepkili olduğu belliydi. O şimdi dedesiyle mutlu kahkahalar atıyordur ama benim için bugün bitmeyecek sanırım. Neyseki yarın izinliyim. Bakalım baldanadam tepkilerine devam edecekmi. Eğer devam ederse benim için yol ayrımları yaklaşıyor demektir...

20 Mart 2009 Cuma

4.Ay

19 Mart 2009 Perşembe

Baldanadamın Dilinden


Baba:Baba
Annneeeee:Anne (vurguyu dinlemek lazım yazı kifayetsiz kalıyor)
Dede:Dede
Aydede:Aydede
Day:Dayı
Saa:Saç
Şii:Şişe
Tob:Top
Abizee;Abezee:Avize
Ah:Al
Ve:Ver
Att:Attım
Atta:Hadi gitmiyormuyuz artıkk!!!
Emme:Emzik
Mama:Acıktımmmm
Tak:Fişleri tak annecim ben hemen çıkartıcam :p
Uuuu;Vuuuu:Elektirik süpürgesi-Mikser-Saç kurutma makinesi
Gak Gak:Karga
ya ya sa sa:Yayaya şaşaşa
Tıss: yılan
Vav vav: Köpek
Miauuu:Kedi

Şimdilik aklıma gelenler bunlar ara ara yazıcam çok tatlı oluyor bu ilk kelimeler. Unutmamak lazım...

18 Mart 2009 Çarşamba

Aysun The Sütçü


1 yasından sonra baldanadamın da anne sutunu birakmasiyla inek sütüne hizli bir geçiş yaptik. Kansızlik korkusuyla devam sütü ile yolumuza devam ettik ama mis gibi tazecik anne sütünden sonra oğluma kutu süt içirmek pek de içime sinmiyordu. Mahallemizin sütçüsünden aldiğimiz süt aile kalite standartlarimizi aşamadiği için ondan yoğurt bile yapmadık. Günlük şişe sütü de verimli devam edemedi. Mecbur kutu sütten devam ediyorduk. Yakın zamanda yine bir blog sayesinde (Ayça-Erin) Aysun hanım ve kızlarıyla tanıştım. Bu şeker kızlar her hafta oğluma taptaze tertemiz mis gibi sütler üretecekler artık. Aysun çiftliğinden her hafta kendi elleriyle sağdığı çiğ sütü getirmeye geçen hafta başladı. Ve biz süte bayıldık. Yoğurdumuzuda çok lezzetli oldu. Artık hazır yoğurta ve kutu süte paydos diyoruz...

Şurada kendileri ile ilgili bir haber var. Daha ayrıntılı bilgi yine webden araştırılabilir. Kendisine aysun@gundonumu.biz.tr mail adresiyle ulaşabilrisiniz. Her hafta sipariş bir cep mesajı ile onaylanıyor. 5 litreden az miktarda ise sipariş edemiyorsunuz ama merak etmeyin 5 litre hemen bitiveriyor. Bizde azıcık yogurttan kaldı sadece...

16 Mart 2009 Pazartesi

Güzel Cumartesi



Bu cumartesi arkadaşlarımı evimde ağırladığım keyifli bir gündü. Hafta sonlarının en güzel öğünü olan kahvaltı sofrasında birlikteydik. Baldanadam sabah misafirlerim gelmeden kucağımdan inmeyerek ve kahvaltısını etmemek için mızıldanarak bana zor anlar yaşattı. Sabah ona misafir ablaların geleceğini söyledim. Zaten salon masasına sofra kurduğum için bir şeyler döndüğünü anlamıştı :) taşıyabileceği şeyleri eline vererek salona masaya ve sehpaya koymasını istedim. Çıkan çöpleri çöpe attırdım. Bu sayede biraz kucağımdan inmeyi kabul etti.
Misafirler geldiğinde çok uyumlu ve keyifliydi. Hiç yabancılık yapmadı maşallah. Hep yeni insanlarla tanışsın iletişime geçsin diye fırsat kolluyorum. Cumartesi de günü güzel bir deneyim oldu bu anlamda. Yasitları ile iletişime geçmesi içinde fırsat arasamda parkta karşılaştığımız arkadaşlardan başka şansımız pek olmuyor. Hala evimize yakın bir oyun gurubu bulamadım malesef...



Böyle şaşkın halini fotoraflayabilmişiz sadece aslında kih kih gülüyordu. Salondayken odasına gıdak tavuğunu almaya gönderdim ama yolda bu çizme dikkatini çekmiş olmalı biz sofradayken kıkırdayarak çizmeyi salona getirdi. Biz de kahkahayı bastığımız için aynı sahneyi bir kaç kez yaşadık...

3.ay

15 Mart 2009 Pazar

Vucudumuz


Çoğu uzvunu tanıyor baldanadam, bu aktiviteyi fırsat bilip bilmediğimiz diz ve dirsek üzerinde yoğunlaştım. Gerçi çok ta özel bir şey yapmadık. 2 kulak 2 yanak bir de başım var şarkısını diz ve dirsek için uyarladık tabii özel dansı ile. Elleri dize vurma kısmı en çok ilgisini çeken yeri oldu. Artık dizi biliyor akşam banyo yaparken sabunu dizine sür diyince sürdü. Dirsek için biraz daha oyun gerekiyor sanırım...

13 Mart 2009 Cuma

Gerçek anne kim?



Hz. Davud zamanında genç bir kadın, çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı. Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti. O kadının da yanında bir çocuğu vardı. Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı. Kadınlar tanıştılar. Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı.
Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı. Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu. Annesi bunun farkında değildi. Orada aç bir kurt vardı. Çocuğu önünde görünce ağzıyla elbisesinden kapıp onu götürdü. Kadın çocuğunun ağlamasını duyunca sesin geldiği tarafa baktı. Ancak iş işten geçmişti. Kurt çocuğu kapıp koşarak kaçıyordu. Kadın kurdun peşinden koştuysa da ona yetişmesi imkansızdı.
Genç kadın da bu duruma çok üzülmüştü. Diğer kadın kötü niyetliydi. Hemen genç kadının çocuğunu kucağına alıp, “Bu çocuk benim” dedi. Genç kadın,
- Sen ne yapıyorsun? O çocuğun benim olduğunu sen de biliyorsun. Tamam çok üzüldün, seni anlıyorum; ama benim çocuğumu almana izin veremem, dedi.
Yaşlı kadın ise,
- Nereden senin çocuğun oluyor? Bu benim çocuğum. Esas senin çocuğunu kurt alıp götürdü, deyip duruyordu.
Aralarında büyük bir tartışma başladı. Tartışma tam kavgaya dönüşecekti ki, orada bulunanlar meseleyi Davud peygambere götürmelerini söylediler. Hz. Davud adil birisiydi ve haklının hakkını teslim ederdi. Bu teklifi iki kadın da kabul etti.
Kadınlar, Hz. Davud’un huzuruna çıktılar. Büyük kadın her türlü yalanı söylemekten çekinmiyor, yeminler ediyordu. Aynı zamanda genç kadını yalancılıkla itham edip ona iftira atıyordu. Büyük kadın bununla da kalmadı Hz. Davud’u ikna edebilmek için yalancı şahitler de getirdi. Bunda muvaffak da oldu. Hz. Davud kendisine aktarılan bilgilere göre bir hüküm verdi ve çocuğunun annesinin büyük kadın olduğunu söyledi.
Genç kadın çok kötü olmuştu. Göz göre göre çocuğu elden gidiyordu. Büyük kadına şöyle bir teklifte bulundu:
- İstersen gel bir de Süleyman’a gidelim. Artık o ne derse kabulümdür.
Hz. Süleyman, Hz. Davud’un oğluydu. Büyük kadın bu fikri kabul etti. Çünkü kendisine güveniyordu. Nasıl olsa yalan ve dolanla Hz. Süleyman’ı da ikna edebilirdi.
Hz. Süleyman her iki kadını da dikkatlice dinledi. Büyük kadın hakikaten tam bir dil cambazıydı. İkna kabiliyeti çok iyiydi. Karşısındaki insanın gözünü rahatlıkla boyayabiliyordu. Çocuğun gerçek sahibi genç anne ise haklılığını savunmakta aciz kalıyordu.
Hz. Süleyman bu sırada yanındakilere şöyle dedi:
- Bana hemen bir bıçak getirin. Bu çocuğu ikiye böleceğim ve bu şekilde kadınlar arasında paylaştıracağım.
Genç anne bu hükmü duyunca anne şefkatiyle hemen ileri atılıverdi. Hz. Süleyman’ın gerçekten çocuğunu keseceğini zannetti. Çocuğunun kılına bir zarar gelmesini istemezdi. Gözyaşları içinde şunları söyledi:
- Tamam efendim. Ben iddiamdan vaz geçiyorum. Çocuğa zarar gelmesin. Yavrum yeter ki yaşasın.
Bu şekilde Hz. Süleyman, çocuğun gerçek annesinin kim olduğunu anlamıştı. Çünkü diğer kadında rahatsızlık olabilecek herhangi bir durum oluşmamıştı. Çocuğu genç anneye verdi ve iyi kalbli anne çocuğuna kavuşmuş oldu.

2. ay

11 Mart 2009 Çarşamba

Mutfakta Meyveler



Baldanadama meyve çıkartmaları almıştım. Çıkartmaları görünce üstüne yapıştırmam için ısrar ediyor ama bu sefer çıkartmaları ziyan etmesine izin vermedim zira bir kaç sefer yapıştırıp çıkardıktan sonra çöp yapıyor.

O uyurken çıkartmaları mutfakta göz hızasına gelecek yerlere yapıştırdım ve üstlerini koli bandıyla tekrar yapıştırdım çıkartmasın diye. Sabah kalktığında yarıya yakınını yerlerinden söktü ama diğer yarısı duruyor. Şimdi ara ara yanlarında geçerken isimlerini söylüyoruz. Evde olan karşılıklarını da gösteriyorum. Bir kısmını sorunca gösteriyor artık. Bu arada dilim şeklindeki portakal ve kavunun adı aydede...

10 Mart 2009 Salı

1.ay




Fikrin orijinali www.pi.web.tr de. Ben geç başladığım için bu ayımıza kadar olan dönemleri var olan fotolarla oluşturacağım. Yeni fotoraflarımızı sabit bir yerde çekeceğiz.

8 Mart 2009 Pazar

Kids Craft Weekly


Avusturalya da yaşayan 2 çoçuklu bir annenin sitesi. Kuzularıyla her hafta yeni bir eğitici eğlendirici oyuncak yapıyorlar. Üstelik çok kolay malzemelerle. Bültenine üye olup her haftanın aktivitesinin mail kutunuza düşmesini sağlayabilrisiniz. Aktiviteler bizim için erken görünüyor, yinede arşivini inceliyorum bize göre birşeyler varmıdır diye. İşte link şöyle...
www.kidscraftweekly.com

Alooo




Çocuklarda sembolik düşünme için 14 ay erken bir dönem sanırım ama benim sıpam şimdiden mouse ı alıp telefon yapıyor. Kitaptaki yiyecekleri ağzına görütüp yiyormuş gibi yapıyor. Ağzını açıp kapatırken hali çok tatlıı. Birde hınzır hınzır gülmüyormu yiyeceğimmmm onu...



Bu arada bilgisayar kabusumuz bizim. Tırnak kesme seremonisi hariç bilgisayara yaklaştırmıyoruz genelde. Tırnak kesilirken de Baby Einstein seyrediyor. Tabi başka zamanlardada bilgisayara gitmek evdeki yegane kriz sebebimiz. Özellikle babası başındayken. Varmı buna önerisi olan :(

4 Mart 2009 Çarşamba

Parkta bir baldanadam



Çarşamba günleri işe gitmiyorum. Hafta ortasındaki bu mola hem bana hem oğluma çok iyi geliyor. Evimizin işlerini beraber yaptıktan sonra hava güzelse kendimizi sokaklara atıyoruz hemen.

Dünde güzel bir çarşambaydı. Her çarşamba gibi babacığımız işe geç gitti. Sabah erken kalkıp kahvaltıya gözleme hazırladım. Baldanadam biz yerken bizimkilere sulandığı halde kendine verdiğimizde ısırıp attı. Babişimizi işe gönderdikten sonra oğluş ile once bulaşık makinesini doldurduk. Eline isimlerini söyleyerek tek tek veridiğim kaşık çatal tabakların hepsini yerleştiriyor. Tabakları tam oturtamasada doğru yerlere koyuyor. Birlikte çamaşırları kirli sepetinden alıp tek tek makineye yerleştiriyoruz. Her kıyafetin adını ve sahibini söyleyerek. Sonra elektirik süpürgesini çalıştırıp ortalığı süpürdük. Artık tozları bana gösteriyor alayım diye. Eline verince süpürgenin sapını ileri geri itiyor ama genelde muzurluk yapıp fişi çekiyor ben neyaptın diye fişi takmaya gelirken gülerek kaçıyor.

Birlikte portakal suyu sıkıp içtik. Biraz da oyun derken baldanadam uyudu. Fırsat bu fırsat mutfağı dip köşe bir sileyim dedim. Bitirmeme fırsat vermeden çabucak uyandı. Öğle yemeğinden önce bir alışverişe gidelim gelelim dedim. Güzel güzel giyinip gittik. Alışverişten dönerken mahallemizdeki küçük parka gittik. Salıncakta sallandı, minik abilerle tahtrevalliye bindi. Partaki çiçekleri otları inceledi...

Öğle uykusundan sonra hava hala çok güzel olduğu için bu sefer büyük parka gittik. Dedesi ve anneannesi de bize eşlik ettiler bu sefer. Dışarıda yürümeyi pek sevmiyor baldanadam, dün bunu aştık biraz parkta serbest gezmek çok hoşuna gitti. Yine sallandı kaydıraktan kaydı. Çocukları pür dikkat izledi. Ordan oraya gezdi. Eve geldikten sonra yeni aldığım mum boyalarla resim yaptık biraz. Akşam rutinlerinden sonra onu uyutup oyuncak yapımı işine daldım. Yaptıklarımı fotosunu çekemedim. Artık onlarıda çektikten sonra eklerim. İşte dünden kareler...








3 Mart 2009 Salı

Emel Sayını kaçırıyorlar....


Mavi boncuk çocukluğumdan kalma çok hoş bir film. Her seyrettiğimde yine zevk alır gülümserim. Şimdi ne kadar çok türk filmi çekliyor olsada bir kaç tane hariç bu tadı veren yok.



Baldanadam dedesinin evindeki halı seccadeyi çok sever. Ben seccadeyi yuvarlarım oda açar. Yine bir gün böyle oynarken. Baldandam halı seccadenin üzerine yatıverdi. İşte o anda mavi boncuk filmindeki emel sayını halıya sarıp kaçırdıları sahne geldi aklıma. Muzır anne olarak baldanadamı halı seccadeye sardım ve bir gece ansızın gelebilirim şarkısı eşliğinde odada biraz dolaştırdık. Şimdi ne zaman seccadeyi çıkarsak ortalığa hemen üstüne yatıyor saralım diye. Bizde kırmıyoruz, emel sayını kaçırıyorlar yapalım diyip sarıveriyoruz halıya...






2 Mart 2009 Pazartesi

Geometrik şekiller


Geçen haftanın Büyüyorum eğleniyorum öğreniyorum konusuydu geometrik şekiller. Hedefim elişi kağıtları ve kartondan şekil kartları yapmaktı ama geçen cuma oğluşa dayısının aldığı hediyeler sanki bilinçli alınmış gibi geometrik şekillerle ilgiliydi.
Geometrik şekillerle tanışıklığımız yeni değil uzun süredir geometrik şekilleri çizerek tanıtmaya çalışıyorum. CD nin etrafını çizerek daire, legosunun etrafını çizerek dikdörtgen ve kare elde ediyoruz. Yada şekilli eşyaları halıya bastırarak izlerini çıkarıyoruz. Bu oyuncaklar bizim oyunlarımızın yanında çok lüks kaldı :p



Bu oyuncak çok hoş basınca hangi şekil olduğunu söylüyor. Ortasına basınca müzik çalıyor. Kenarda bir düğmesi var ona basınca şekli soruyor ve belli sürede doğru şekle basmanı bekliyor. Şekil, renk ve ses modu var. Tek problem ingilizce olması. Baldanadam şimdiden vit (white) demeye başladı. Önce beyazı öğrenmesini tercih ederim doğrusu bu oyuncağı kaldırıp kaldırmamakta kararsızım.




Bu oyuncağı daha ben daha çok sevdim ama ses ve ışık çıkardığı için baldanadam diğerine daha çok ilgi gösteriyor. Klasik şekilleri yerine sokmaca. Oyuncağın öbür yüzü çok şeker bir saat yan tarafında da aynası var. Kare ve yuvarlağı fazla zorlanmadan sokuyor ama üçgenle başımız dertte uğraşıyor ama olmuyor sonunda kızıyor ve atıyor. Üçgeni yerine sokmak için biraz daha alıştırma yapmalıyız sanırım...



Oyuncaklar için "Day" sına teşekkürler...

1 Mart 2009 Pazar

Güneşli günler


Uzun zaman sonra ilk defa güneşi gördüğümüz bir haftasonu yaşadık. Fırsat bu fırsat baldanadamla attaalara gittik. Cumartesi günü mecidiyeköyde baldanadama yeni kitap almak için NT ye girdik. Baldanadamla kitap reyonlarını inceledik biraz. 3 cici kitap aldık ona. Oradan çıktıktan sonra Cevahir AVM ye geçmeyi planlasakta babişimizin notebook unun pilini yenilemek için mecidiyeköyü turladığımızdan dolayı Cevahire gidemeden eve geri döndük. Babamızı dükkanların etrafında beklerken güvercinlere yem atmayı öğrendi baldanadam. Hayvanlarla iç içe bir hayatımız yok ne yazıkki o yüzen her türlü hayvana yakından bakma fırsatını değerlendirmeye çalışıyorum.

Pazar günüde hava güzel olunca bu sefer direk Cevahir AVM ye gittik. Hiç sevmiyorum alışveriş merkezlerini mothercare e gitmek gibi bir amacımız olmasaydi zaten gitmezdik. Çok kalabalık, sıkıcı. İnsan daha hiç bir şey alamadan yorgun düşüyor. Zaten aradığmızı da bulamadık. Montessori gurubundan Ayçanın blogunda http://www.pi.web.tr/ gördüğüm banyo şapkası tam benim aradığım şeydi. Fakat kalmamış. İşime yakın olduğu için birde Capitoldaki mothercare bakıcam ordada bulamazsam evdeki şapkalardan birini küçük bir mudahele ile banyo şapkasına dönüştürücem. Cevahirden dönerken yine bulduğumuz bir güvercin topluluğuna yem verdik. Bol bol güneşlendik.
Haftasonu gezişerimizi metrobüs ve otobüs kullanarak yaptık. Daha önceki denemelerimize göre çok daha uyumluydu baldanadam. Bunda yolculuklarımızın kısa sürmesiyde etkiliydi muahakkak.

Attadan döndüğümüz 2 günde uyumamak için direndi. Ben yat oğlum diyorum o attaa diyip kalkmaya çalışıyor attalara doyamadı şeker bebeğim. Sokağa çıkmak baldanadam için yeni deneyimler ve eğlence demek o yüzden umarım bundan sonrada havalar güzel giderde bol bol gezebiliriz kuzucuğumla...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam