31 Mayıs 2009 Pazar

Oyun gurubu buluşmamız

2 hafta aradan sonra yine oyun gurubumuzla buluştuk. 1 şeker bebek daha var artık bizimle. Baldanadam tek erkek olarak 2 çiçekle birlikte çok eğlendi. Bir dahaki bulusmaya ortak yapılacak aktiviteler düşünmek üzere ayrıldık. Her ne kadar kısmi olarak iletişime giriyor olsalarda genel anlamda birbirlerine paralel olarak vakit geçiriyorlar. Dönemleri itibari ile bu çok normal tabi. Bu hafta hepimiz bu bir buçuk yaş şekerlerine ortak aktivite düşüneceğiz. Bakalım nasıl fikirler çıkacak...


Şeker kızlar


Nereye bakıyor bu kuzular


Eee daha daha nasılsınız?

29 Mayıs 2009 Cuma

9. Ay

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Yulaflı Kurabiye


Dün baldanadamımla evdeydim. Parka giderken yanımızda mama götürüyoruz her zaman. Dünde sadece meyva götürmeyeyim, uzun süredir aklımda olan yulaflı kurabiyeyi yapayım dedim. Oldukça basit tarif. Çok da sağlıklı bir kurabiye oldu. Kaynak buradan.

Malzemeler şöyle:
4-5 kaşık oda sıcaklığında tereyağı
3/4 su bardağı gr pekmez
1 çay kaşığı vanilya
1 çay kaşığı karbonat
Bir fiske tuz
3 avuç yulaf ezmesi
Aldığı kadar tam buğday unu

Yapılışıda şöyle:
Tereyağını mikserle krema haline getirip Azar azar pekmezi ekliyoruz. Vanilyayı da ekleyip çırpıyoruz. Yulaf ezmesi, un, karbonat ve tuzu karışıma ekliyoruz. Gerisini elle yoğuruyoruz. Benimki kıvamlı olana kadar un ekledim. En sonunda yumusak ama yapışmayan bir hamur çıktı. Orjinalinde yuvarlak olarak hazırlanmış ama ben baldanadam sevsin diye kurabiye kalıplarını kullandım. Önceden ısıtılmış fırında(180 derece ) 15 dakika pişsin desede benim fırında daha kısa sürede pişti.

Şeker yerine pekmez olduğu için ben sevmem sanmıştım(Pekmezi tahinsiz asla yiyememde) ama beklediğimden çok daha güzel oldu. Baldanadamda çok güzel yedi.Bundan sonra sık sık yaparım sanırım. Bir dahaki sefere üstünü çekilmiş ceviz ile süslemeyi düşünüyorum.


Not:Tabiki resmini çekemedim. Benimkileri yukardakilerin kalp ve yıldız şeklinde olanı olarak düşünebilirsiniz...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Silivri

Hafta sonunda babamların yazlığındaydık. Baldanadam kumun güneşin ve bahçenin tadını çıkardı. Pek hanımefendi kedi kız ile bol bol oynadı. Komşumuzun şeker oğluşu vakit geçirdiler. Fazla söze gerek yok işte fotolar...


Kafamın estiği yere gidiyorum


Sabah kumlar ısınmaya başlamış


Dedeyle suya taş atma keyfi


Küreğimi kapmışş


Yorumsuz


Barbekü yakmayı da öğrendim

Araba sevdası


Bilmiyorum erkek çocuk olduğundanmı bu kadar ilgi. Kesinlikle bizim bir yönlendirmemiz yok. Dedesinin arabasının anahtarını bulduğu anda kapıyor. Anahtar çevirme işareti yapıp arabaya gitmek istiyor. Hafta sonu yazlıkta araba bahçedeki park yerindeyken her fırsatta bizden anahtarı kapıp arabaya gitti. Anahtarı sokup çevirsede gücü açmaya yetmiyor. Kapı açılınca ilk iş şöför mahaline yerleşmek. Anahtarı kontağa sokmaya çalışıyor sonra direksiyon çevriliyor arada da el vites üzerinde sağa sola sallıyor. Aynı ilgiyi oyuncak arabalarına gösterdiğini söyleyemiyeceğim. Zaten hiç bir oyuncakla doğru düzgün oynadığı da yok ya.

Gece uyumadan önce babasına nasıl araba kulandığını anlatmış. Dilde bir vuuuuuuuvvvv (araba sesi taklidi), eller direksiyon tutar gibi sallanıyor. Sanırım araba kullanmayı öğrenmede beni geçecek bu gidişle...

21 Mayıs 2009 Perşembe

Yılsonu gösterisi


Hayır hayır tabiki baldanadamın değil. Kısmet olursa onu 4 yaşından önce anaokuluna göndermek gibi bir planımız yok. Bu gösteri Tuba'nın(Abimin eşi)sınıfının gösterisiydi. Kolejin tüm minimini birleri dün gece ailelerine bir gösteri sundular. Mantık olarak bu tür gösterilere karşıyım aslında. Çocuklari gereksiz bir strese sokuyorlar ve amacı sadece veliyi memnun etmek gibi geliyor bana. Gerçi şimdi çoçuklar o kadar özgüvenli o kadar umursamazki hepsi çok eğleniyor gibi gözüküyorlardı. Yaş itibari ile de ortak çalışmalar yapabilecek düzeydeler tabi.

Ben bir öğretmenin yakını olarak ordaydım. Hiç bir çocuğu tanımıyordum ama yaptıklari gösterilerde gözyaşlarımı tutamadım yinede. Herhalde kendi çocuğum o sahnede olsa bana hortum bağlanması gerekecekti :D. Veliler için de minik yavrularını o şekilde seyretmek gerçekten gurur verici olmalı.

Gelgelelim bizim baldadama, kendisi yine ilgiyi üzerine çekmeyi başardı. Bütün hareketli parçalarda yapabildiği tüm dans figürlerini sahne ile izleyiciler arasındaki boşlukta sergiledi, projeksiyona gidip gelip parmak attı, sahneye tırmanmaya çalıştı, kameraman abinin peşinde dolandı durdu. Ne kendi yerine oturdu ne beni oturttu. Arada bir kaç okul turu atmak zorunda kaldık.

Bu arada gerçekten bir kolej ile normal devlet okulu arasindaki farki kısmen de olsa gözlemleme imkanı buldum. Üniversite kampusu gibi bir okul. Bir çok yerde bulunamayacak kadar büyük bir sahne ve konferan salonu, bir sürü sanat atölyesi, spor tesisleri ile gerçekten göz kamaştırıcı. Sınıflarını gezme imkanı bulamadım ama bütün koridorlar çoçukların ürettiği sanat eserleri ile dolu. Herşey onların boyutlarına göre tasarlanmış. Tuba'nın nasıl bir öğretmen olduğunu bildiğimden öğretmen konusunda da bu miniklerin çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Her çoçuğun böyle şartlarda okuyamadığını bilmek çok üzücü, bizim içinde bu tür bir okul hayal ama elimizden geldiğince baldanadama en iyiyi sunmaya çalışacağız. Benim yaşadığım olumsuzlukları yaşamasını istemiyorum. Benim hayatımda malesef öğretmenlerimin ve okuduğum okulların pek güzel anıları yok. Akademik anlamda da bana hiç katkıları olmadı. Şimdi bilgisayar mühendisi olabildiysem bu tamamen benim ve ailemin çabaları sayesinde olmuştur. Her çoçuğun hakettiği gibi sevgiyle ve bilgiyle eğitilebilmesi dileğiyle..

Not:Fotoğraf yine alıntı. Ben işten çıktığım için makineyi almamıştım. Dayımızın telefonuyla çekilenlerde elimize ulaşmadı malesef...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Minik Ali Öğreniyor


Minik Ali öğreniyor serisinden zaman adlı kitap var elimizde. Kitap 2-4 yaş aralığında olsada baldanadamla iyi vakit geçirmemizi sağlıyor. Bizim kitap okuma vaktimiz genelde sabah yeni uyanıp henuz yataktan çıkmak istediği ara oluyor. Birlikte büyük yatağa geçip kitabı elimize alıyoruz ve sabah keyfi yapıyoruz. Baldanadam henüz aliciğin yaptığı işlerin saatini anlamasada sırasını kavrıyor. Alicik uyaniyor,kahvaltisini yapip okuluna gidiyor, oyun oynayip evine geliyor, annesi aliye kitap okuyor,vs. Sayfalardaki ayrıntıları baldanadama anlatıyorum ve gösteriyorum. Alinin annesinin boynundaki kolyeyi görünce benim boynumkaki kolyeyi arıyor, ali kahvaltı ederken oda mama yermiş gibi yapıyor...

Şimdilik kitaplarla vakit geçirmeyi seviyor. Umarım guzel bir alışlanlığa dönmesini sağlayabiliriz.

19 Mayıs 2009 Salı

Özgür adam

Hafta sonu bol bol gezdik yine baldanadamla. Havalar birden ısınınca gezilerimiz saat 4 den sonraya kaydı. Günün en sıcak saatinde baldanadam öğle uykusunu alıyor, kalktıktan sonra mama ve hazırlık ardından da atta...

Cumartesi eminönü, gülhane, sultanahmet ve cankurtaran dolaylarında dolaştık. Açık hava, daha önce görülmemiş bir sürü yer, çimlerin üstünde çiçeklerin arasında özgürce koşuşturma, fırsat bulduğu her ayrıntıyı inceleme ve oyuna dönüştürme fasıllarından sonra geri dönüş yolunda uyuyakalma...







Pazar günü de evimizin yakınlarında bulunanan piknik alanına gittik. Özgür adam çimlerin üstünde gezerken arkasından geliyormuyuz diye bakmadı bile. Arada eğilip topladığı çiçekleri göstermek için baktıysada çok uzakta olduğundan elindeki çiçekleri pek seçemedik. Kamyonumuz ve küreğimiz yine yanımızdaydı ve biraz toprakla oynadık. Çok güzel bir çoçuk oyun alanı olsada çok kalabalık olduğundan orada fazla vakit geçirmedik.





17 Mayıs 2009 Pazar

Kum, kamyon

Cumartesi sabah baldanadamla evimizin önüne yine çoçukların başka bir yerden taşıdığı kum birikintisi ile oynadık. Şeker komşumuz "eve" de bizi görünce dayanamayıp dışarı çıktı. Şapkasını başlarında tutmakta ikiside biraz zorlandılar ama kumları kürekle kamyonlarına yükleme işini ustalıkla hallettiler.





15 Mayıs 2009 Cuma

Yulaflı kahvaltı


Geçen cumartesi anneannemize hediye almaya gittiğimizde. Aktardan yulaf ezmesi de aldım. İlk denemesini yapmak çarşamba gününe nasib oldu. Kahvaltı başlamadan kaşar dilimleri vs. ile ayakta bişeyler yediği için beklediğim ilgiyi göstermedi ama hafta sonu tekrar deniyeceğim. Tarif şöyle;
Yarım bardakta biraz fazla süte bir avuç kadar yulaf ezmesi konur. İçine yarım elma rendelenir. Biraz tarçın çok az şekerle pişirilir.

İçerik alternatifleri değiştirilebilir. Değişik meyveler, tahin, pekmez eklenebilir baldanadamın damak zevkine hitap edene kadar denemelerim sürecek

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Oyun Gurubu

Evet bir oyun gurubuna basladik sonunda daha dogrusu kendimiz kurduk. Simdilik 2 anne ve 2 bebegiz ama kisa zamanda ideal sayiya ulasacagimizi saniyorum. İlk denememiz gecen cumartesiydi. Bebelerin oglen uykusuna engel olmayalim diye sabah erken toplanmaya karar verdik. Biz anneler kahvalti yaparken (branch da denilebilir) kuzular birbirlerini kesfettiler arada bir de yanımıza atıştırmaya geldiler. İlk bulusma bizde oldugu icin baldanadam ev sahibiydi. Oyuncaklarini paylasirken bir sorun cikarmadi. Biz de oyunlarina dahil oldugumuzda plastik kavanozlardan fındıkları aktarma, dagılan fındıkları toplayıp tekrar kavanoza koyma gibi oyunlar oynadik. Baldanadamın fotoraf makinesini ısrarla istemesi dısında kuzuların hiç bir huzursuzluk belirtisi olmadı. Bence cok guzel bir deneyim oldu. Bundan sonra sanırım açık hava etkinliklerine de kayabiliriz...







11 Mayıs 2009 Pazartesi

Park Keyifleri

Pazar öğleden sonradan kareler...


Salıncak Keyfi


Parkta mama yerken


Kaydıraktan kaycağız


Bebeeek diye baldanadama dogru kosan minik kız ve son hızla kacan baldanadam :)

10 Mayıs 2009 Pazar

Baldananneanne



Bu anneler gününe kaç çocuk öksüz girdi acaba ya da kaç anne evladından ayrı düştü. Yanıbaşımızda 44 çoçuk bir gecede öksüz yetim kalmışken, onlar hergün annelerinin babalarının mezarları başında sessiz sessiz ağlarken tüketim çılğınlığına dönüşmüş anneler günü hadisesi bana çok da cazip gözükmedi açıkçası. Oldum olası şu günü bu günü olaylarından pek hazzetmiyorum zaten.
Yine de sevgili annecime hediye almadan geçmedim bu günü. Ne de olsa kafamıza yerleşmiş kalıplarımızı kırmamız çok zor. Ben kırsamda başkalarınınkini kıramam. Aykırı fikirler yüzünden annemi mahzun etmenin alemi yok dimi :) Ona birde buradan sevgilerimi teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Binbir zorluk ve emekle bu yaşa getirdiği ve yine ayni, belki daha fazla özen ve sevgiyle baldanadama baktığı için. Seni seviyoruz süper anneanne...

8 Mayıs 2009 Cuma

Baldandamın dilinden


Bu aralar taklitçilik iyice hız kazandı ilk defa duyduğu kelimeleri bile söylemeye çalışıyor.

Maa-ka:Matkap
Maa-ka: Makas
Nan: Nar
Neganee: Rengarenk
Pada:Para
Ma:Kalem(Neden ma anlıyamadım??)
Paka:Parka
Abü:Abi
Adam:Adam
Puhaha:Puhaha(evet evet gulme efekti)
Berde:Perde
Ak:Bıçak

7 Mayıs 2009 Perşembe

Küçük Kara Balık



Baldanadamla bu pazar ilk tiyatro deneyimimizi yaşamayı planlıyoruz. Mayıs ayında her cumartesi pazar sahnede olacak küçük kara balık oyunu bizim için iyi bir fırsat olur diye düşündüm. İlk sefer için fazla beklentim yok 17 aylık bir bebek için erken dahi olabilir aslında. Eger huysuzluk mutsuzluk belirtileri gösterirse hemen çıkartmayı düşünüyorum. Haftaya deneyimlerimizde ilgili bir post girerim sanırım.

Salon: Profilo Kültür Merkezi
Tarihler: 09.05.2009~30.05.2009-11:15:00
Her Cumartesi-Pazar Saat 11:15
Telefon: 0212 216 43 69
Adres: Profilo Alışveriş Merkezi, Mecidiyeköy İstanbul
İlçe: Mecidiyeköy


Küçük Kara Balık
Yazar: Samed Behrengi
Uyarlayan-Yöneten: Nilbanu Engindeniz
Yönetmen Yardımcısı: İlayda Arsoy
Müzik:Cem İdiz
Dekor - Kostüm: Malike Başkan
Kareografi: Yasemin Gezgin
Işık Tasarımı: Cafer Hekim
Oyuncular: Fatih Ateş, Işık Yönt, Hayrullah Kazak, Dünya Sevinç Yazgan, Lara Aysal, Yeliz Ateş, Damla Ekin Tokel
Yapımcı: Şakir Demirpehlivan

4 Mayıs 2009 Pazartesi

El kuklaları



Geçenlerde yıpranmış bir çorabı çöpe atmak için yönlenmişken aklıma çoraplardan yapılan kuklalar geldi ve çorabı sakladım. Vaktimin geniş olduğu bir zaman çorabı kestim. Küçük düğmelerden gözler, artık bir kumaştanda ağız diktim. İki yandan birer parmak geçecek kadar kestim. Tepesini yine bir iple bağladım. Aşağıdaki gibi bir arap kuklamız oldu. Adını da Cemile verdik. Baldanadamın bir tanede Ahmetciği var el kuklası olarak. Yukardaki resimdeki kukla. Onları karşılıklı konuşturuyorum bazen. Baldanadam da ilgiyle dinliyor. Ahmet bebekliğinden beri olduğu için onu benimsemis durumda, bazen su veriyor bazen ana kucağında sallıyor...






3 Mayıs 2009 Pazar

3 güzel gün

Neresinden başlasam anlatmaya bilemedim şimdi. 3 gün boyunca anne kuzu sarması olduk oglusumla. Böyle her anı birlikte geçirmek çok yorucu olsada süper. Her fırsatta dışarı çıktık, Parklara gittik kapı önünde oynadık. Komşularımızla tanıştık. Baldanadam ilk defa birine ozel ismiyle hitap etti. Komsumuzun 15 aylik kuzusu Efe yani baldanadamın dilinden "eve". Birlikte top oynadilar, etrafta gezindiler, komşuların arabalarinı sildiler !?!?!

Aç bir anne kediye mama verdik. Hatta onunla konuştu baldanadam. Yere çömelip kediye anlattığı şeyleri videoma kaydedemedim ama hafızama kazındı o görüntü. Yerlerdeki su birikintilerini incelemek için yere çömeldi ve o minik eller şap şap suları sıçrattı etrafa.

Dostlar ağırladık evimizde. Evimzin halini gördükten sonra bekar olanlar evlilik ve çoçuk hayallerini tekrar gözden geçirdiler. Biz kahvaltı sofrasında sohbet etmeye çalışırken Zehra ablanın güzel oğlu adaş abimizle vakit geçiren baldanadam abü abü diye peşinden dolaştı.

Cumartesi ekolojik pazara uğradık. Baldanadama çilek ve nar aldık biz alışveriş yaparken uyuyakaldığı için nar aldığımızı görmedi. Eve geldiğimizde olum nar yiyelimmi diyince nan nan diye buzdolabına koşuşunu da malesef sadece kendi hafızamıza kaydedebildik.

3 günlük tatilimizde kısa kısa notlar böyle işte. Keyifli günlerçabuk bitti. Geldik yine işin başına şimdi benim için soluklanma zamanı...



Bir toto yıkama sonrası havlu totoya sarılmış




Bezini bağlatmadan kaçıyor şımarık babaya terlik servisi


Anne bu ne?



Gakgaklara gitcem ben açın kapıyı...



Saklancaktım annecim buldun mu beni...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam