31 Ağustos 2009 Pazartesi

Komşu komşuu

Baldanadamla son 2 günün favori oyunu komşu komşu tekerlemesini söylemek.

Anne: Komşu komşuuu
Oğul: Huuuuu (Biraz bekleme süresi geçer bu arada)
Anne: Oğlun geldimi?
Oğul: Deldiii
Anne: Ne getirdi?
Oğul: Baltaa!!! (yanlardan tiyolar verilir) İnnik Bonnuk
Anne: Kime Kime?
Oğul: Dana bana
Anne: Başka kime?
Oğul: Kadabada, Kadamane, Dedebaba!! (Kara kedi diyemiyor dışarıyı gösteriyor. Kedi dışarıda manasında. Biraz söyletmeye uğraşınca karakediyi dedebabaya çevirdi bizi güldürdüğünü anlayınca dedebaba sabitlendi artık karakedi demeye uğraşmıyor bile)
Anne: Karakedi nerde?
Oğul: Ağaç
Anne: Ağacı ne kesti? (Buralarda istediğim cevapları alabilmek için soruları biraz değiştirdim)
Oğul: Makas (Anne tekrar açıklar "oğlum hani çizdim ya az önce sapı tahta kesen yeri metal olan şey" bir yandanda eliyle balta tutma efekti yapar)
Oğul: Balta(Sonunda)
Anne: Balta nerde?
Oğul: Su
Anne: Suyu kim içti?
Oğul: İnek
Anne: İnek nereye kaçtı?
Oğul: Balta!! (Gülme efektleri ve tiyolar)
Oğul: Dağ
Anne: Dağa ne oldu?
Oğul: İki elini birbirine vurarak yandı bitti kül olduyu ifade etmeye çalışır.

Not: Balta resmi çizmiş olsamda tam anlayamadı ne olduğunu. Güzel bir resiminin çıktısını alıp eve götüreceğim.


30 Ağustos 2009 Pazar

Sultanahmet ve Miniatürk gezimiz

Bu hafta sonu yine yoğun geçti. Cumartesi halamız geldi Maraştan. O akşam hep birlikte Sultanahmete gittik. İnsan kalabalığı arasında gezmek pek hoş sayılmazdı ama yinede fuarı gezip bir iki kitap aldık. Bulabildiğimiz bir bankta oturup iftarı bekledik. Oturmak lafın gelişi tabi, halasıyla nöbetleşe baldanadamı gezdirip etrafı keşfetmesine yardımcı olduk. Baldanatatlıyla ezanın okunmasını ve caminin ışıklarının yanmasını bekledik. Atıştırmalık bişeylerle iftarı açtıktan sonra sarnıcın ordaki sakin camide baldanadamla tesbih oyunları oynadık. Bu arada etraf biraz sakinleşmişti ve bizde rahat rahat iftar yaptık ve dönüş yoluna girdik. Fotoğraf makinemizin pillerini yanımıza almadığımız için bugünden hiç fotomuz yok.

Pazar günü oyun gurubu arkadaşımız Ceylin prenses ve annesi ile miniatürkte buluştuk. Kuzular maketlere tabiki tam ilgi göstermediler. Baldanadam daha çok eserlerin tarihini anlatan elektronik kutuları çalıştırmakla uğraştı bol bol. İkisinin de en çok sevdiği maketler gemi maketleri ve TEM otoyolunun hareket eden arabalarla dolu maketi oldu. Bu geziyi en az 3 yaş civarında tekrarlamak üzere kafamıza not ettik. Bu sefer bir önceki günden ders aldığım için pilleri unutmadım işte fotolar...







28 Ağustos 2009 Cuma

Kitapların faydaları


Geçtiğimiz çarşamba kuzuyu öğlen uykusuna tam yatırmıştımki sabah oynadığımız fındık kırma oyunu aklına gelip fırladı yatağından. Doğru mutfağa koştu ve fındıklarla kıracağı istedi. Uyku saati geçiyordu ve gözlerinden uyku akıyordu. Taviz vermek istemedim. Fındık oyununu uyandıktan sonra oynayabilirsin şimdi uyku zamanı diye ısrar ettim. Tabiki sözlerimi sakince kabul etmedi ve mızıldanmaya başladı. Fındıkları alamıyacağını anlayınca bu sefer hamur yapmak için un istedi. Yine aynı sözlerle unla oynayamayacağını söyledim. Bu sefer itirazları çığlık ve ağlamalara dönüşmeye başladı. Bir önceki gece okuduğumuz Cemile Uyumak istemiyor kitabı geldi aklıma işe yarayacağını ummasamda baldanadama kitabı hatırlattım. Orada Cemilenin yataktan kaçıp uyumayınca başına gelenleri ve Cemilenin annesinin ona söylediklerini söyledim. Sustu ve dinledi. İşe yaradığını anladığım an kucağıma alıp yatağına koydum ve zaten uyku gözünden aktığı için 2 dakika içinde uyumuştu bile.
Kitap okumanın ne kadar önemli ve faydalı olduğunun zaten farkındaydım ama ektiklerimi bu kadr cabuk biçebileceğimi tahmin etmmemiştim. Yaşasın kitaplar...






26 Ağustos 2009 Çarşamba

İlk Ödülüm

Sevgili blog arkadaşım BaharveŞekerKızısıYağmur bana Creative Blogger ödülünü vermiş. Blog dünyasında aldığım ilk ödül olduğu için çok heyecanlandım. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Tabiki sadece teşekkürle bitmiyor ödül alınca yapılacaklar listeside birlikte geliyormuş. Görevlerim kısaca şöyle;

1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Hakkındaki 7 ilginç şeyi listelemek.
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak

İlk ikisi kolay, halihazırda yapmış bulundum zaten. Gelgelelim kendinle ilgili ilginç şeyleri listeleme olayına. Kendimle ilgili bişeyler anlatmak bana hep zor geldiği için bu yazıyı geçiktirip durduğumu farkettim. Bu da ilginç şeylerden sayılırmı bilmiyorum. Aslında bu listeyi yakınlarımdaki insanlar oluştursa daha objektif olur gibi...

1. Bir kitap ilgimi çekerse hiç kafamı kaldırmadan o kitabı bitiririm(bu baldanadamdan önceydi tabi)bu şekilde kalın kitapları(300-400 sayfa) 1 günde okuduğum olmuştur.

2.Otobüslerde huysuzluk yapan çoçukları genelde sakinleştirmeyi başarırım malesef bu kendi oğluşum için geçerli değil.

3.Tipik türk kadını modelinin tersine ev işlerinin beklemesi beni rahatsız etmez. (Çamaşırlar çek-as da günlerce bekleyebilir, ütüyü toplu şekilde asla yapmam zaten)

4. Evde olduğum ve kafamı meşgul etmeyecek bir işle uğraşmadığım her an şarkı söylüyorum sanırım.

5. Güzel resim yapardım(Uzun süredir tekrar denemek için vaktim olmuyor) İlerde içinde şövale ve boyaların bulunduğu minik bir atölyemin olmasını hayal ediyorum.

6.Uzun zamandır bir terzilik kursuna gitmek istiyorum. Kendi tasarladığım ve diktiğim kıyafetleri giyebilmek için. Tek sorun zamanımın olmaması ve iğne ile ipliği sadece şekillerini bilebilecek kadar tanıyor olmam. Yinede umudum var.

7.Çoçukken eşyaların da ruhu olduğunu ve bazı hareketlerin onları üzüp kırabileceğini düşünürdüm. Hayvanlar için akıttığım gözyaşlarını zaten saymıyorum o durum hala geçerli.

Evett biraz kafa yorduk ama sanırım ilginç şeyler listesi tamamlandı. Şimdi sıra ödül verilecek bloglara. Bunları bulmak yukarıdaki listeden daha zor olacak galiba blog dünyasi gerçekten çok renkli. Hepsine sevgilerimi yolluyorum.

1. PratikAnne
2. SanaDair
3. GüCuBe
4. BalKüpü
5. MutluÇocuklar
6. BlogcuAnne
7. Anneİşte

Misvak


Geçtiğimiz cumartesi sabahı Eyübe gittik. Oğluşa misvak almak için. Dişlerindeki lekelere iyi geleceğini okudum. Lekeler silivride bahçeden yediği elmaların sayesinde oldukça azaldı zaten, alt dişlerinde neredeyse hiç kalmadı ama üst dişlerde hala mevcut. Ona alıştırabilmek için kendimize de aldık. Ben dönem dönem kullanmıştım misvağı. Düzenli kullanıldığında dişlerde belirgin bir beyazlık oluyor. Diş etlerine ve mideye faydaları zaten uzun süredir biliniyor. Şimdi kuzu sayesinde tekrar başladım misvağa, umarım uzun soluklu gidebilirim.

Misvak almak için gitmiş olsakta olduça güzel bir gezinti de yaptık. Oğluş bir torba buğdayı avuç avuç kuşlara yedirdi. Önce tam dibine döküyorduysada zamanla yemleri kendinden uzağa savurmayı öğrendi. Ve tabiki Eyüp Sultan Hazretlerini de ziyaret ettik. Biz Kuran okurken oğluş kuzu kuzu ortalıklarda gezindi. Sonra oyuncakçıların oralarda gezdik ve oğluşa ilk görüşte çarpıldığı direksiyonu aldık. Arabacılık oyunumuza ilham verende bu direksiyon oldu zaten...

Boyalı şekerler

Oyun gurubumuz bu aralar boşlandı biraz. Önce yaz şimdide ramazan girdi araya. Ama biz geçen hafta çarşamba günü iki arkideşi buluşturmayı başardık. Sulu boya ile boya yaptılar, unla oynadılar (hamur yapamadan ilgileri başka şeylere kaydı),oyuncaklarla oynadılar, birlikte mama yediler. Bize de şeker görüntüleri çekmek kaldı...


24 Ağustos 2009 Pazartesi

3 yeni oyun


Bu aralar kuzumla oyunlarımız bir değişim geçiriyor artık hayali oyunlar oynuyoruz sanırım bu da yeni bir gelişim dönemi.

Birinci oyunumuz radyo oyunu. Ben radyo oluyorum oğluş beni açıp kapatıyor, sesimi kısıp açıyor. Açma kapamayı kelimelerle ses kısıp açmayı el işaretiyle yapıyor. Direktiflerine uymaya çalışıyorum ama çok çabuk fikir değiştiriyor. Aç aç aç, kapa kapa kapa...

İkinci oyunumuz arabacılık. Kendi sandalyelerini yan yana getiriyoruz. Oyuncak direksiyonunu genellikle benim elime tutturuyor (Arabayı ben kullanacakmışım) kendisi yan koltuğa(sandalye) yerleşiyor. Önce hayali emniyet kemerimizi takıyoruzz (klik) ve araba çalıştırılırken yapılan her adımı sesleriyle birlikte yapıyoruz. Bazen de kendi şöfor oluyor hareketlerimi aynen taklid ediyor. Beni nereye götüreceksin diyorum. Cevap: Deniii

Üçüncü oyunumuz eskilerin sıcak soğuk dedikleri sanırım kayıp nesneyi bulma. İlgilendiği eşyayı saklıyorum (tam saklama denmez sadece çok göz önunde olmayan bir yerde oluyor) ve aramasını söylüyorum. Yer değiştirdikçe yaklaştın yada uzaklaştın diyorum. Sağa dön, sola dön, devam et gibi direktifler veriyorum (sağla solu henüz bilmiyor tabi sadece bir tarafına dönüyor. İstemediğim tarafa dönmüşse öbür taraf diye yönlendiriyorum) ve aradığı şeyi sonunda buluyor. 2-3 kereden sonra sıkılıyor bu oyundan. Aradığı ve bulduğu nesne neyse onunla oynamayı tercih ediyor.

23 Ağustos 2009 Pazar

Uykuda konuşan minik


Evet evet minnoşum uykusunda konuşmaya başladı. Bir önceki gece "arabaaa" diye bağırdı gecenin bir yarısında. Uyandı mı diye yanına gittiğimde mışıl mışıl uyuduğunu gördüm. Dün gece de "dahaaa" diye seslendi, bu sefer yanına gitmedim. Zaten başka da bir ses çıkarmadı. Rüyasında neler görüyor acaba? İlk gece için tahminler kolay mutlaka bir araba gördü ya da belki araba kullandığını. "Dahaa" kelimesi biraz muğlak gibi. Muhtemelen çukulata ya da pudingle ilgili bişey olmalı. Kendisine sunulan miktarla yetinemediğinde genelde dahaa diye devamını istiyor çünkü...
Not:Temsili resimdeki duruş bizim sıpanın çok sevdiği bir uyku pozisyonu. Çoğu zaman bu şekilde uykuya dalıyor ve biz onu yavaşça düzeltiyoruz.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Vukuatlar


Dün sabah yaklaşık iki saat içindeki vukuatları:


1. Arkadaşı Ceyda geleceği için birlikte oynarlar diye aldığım parmak boyalarını kutularından çıkarıp kapaklarını açmak suretiyle üst başa, yüz göze sürme.(Ben bu arada diğer aldıklarımızı yerleştiriyordum)

2. Mutfakta birlikte yemek yaparken, içi su ve mantar dolu tekneyi yere savurma.

3. Salondaki dolabın kapısını kapalı tutan düzeneği çıkarmıştım bir kaç gün önce. Tabak takımının parçalarını sessizce sehpaya taşımış(sehpanın üzerinde her daim bir battaniye var sivri köşe önlemi olarak). Tak tak tak ve şangırt sesiyle salona koştuğumda tuzluğu fincan altılığına vurduğunu ve geç kaldığımı gördüm. Dolap düzeneği aynen geri takıldı.

4. Kitaplıktaki cdleri ortalığa dağıtma


Genellikle gözüm hep üzerinde olur. Herşeyi birlikte yaparız. Dün acele acele evi toparlamaya çalıştığım için kısa aralıklarla yanlız kaldı (en fazla 2-3 dakikalık yanlız zamanlar) ve benim acele ederek kazanmaya çalıştığım zamanın 10 katını bana harcattı. (Yüzünden boyaları çıkarma,yeri kurutma, dağıttıklarını toparlama ve tabiki üstünü başını ikidebir değiştirme suretiyle). Asla kızıp bağırmıyorum, kızamamda zaten o kadar masumcaki hali ama artık daha dikkatli olmam gerektiğini kafama kazıdım. Sandalyelerin, sehpaların üstüne çıkmaya başladı, sandalyenin üstune çıkınca hemen masanında üstüne çıkmaya çalışıyor. Boyu da uzadı ve tezgahın kenarına konulan herşeye rahatlıkla uzanıyor. Ev kazalarının kaşla göz arasında olduğunu biliyorum. Şimdiye kadar ciddi hiç bir yaralanması olmadı çok şükür bundan sonra da olmaması için sanırm artık daha fazla dikkat kesilmem gerekecek. Büyüdükçe zorlaşıyor dedikleri buymuş herhalde...

Un sakalı

Oyun hamurunu hiç hazır almadım. Baldanadamla birlikte un su yağ karıştırıp yapıyoruz. Eğer su ve yağı hızlıca koymazda unla oynamasına izin verirsem aşağıdaki görüntüler oluşuyor :)


Meraklı meraklı hemen aynaya koşup yüzüne bakması da ayrı komik :)


Tabiki ayna un içinde kalıyor, mutfağın halini ise hiç sormasak daha iyi...

16 Ağustos 2009 Pazar

Haftasonundan diyaloglar

Anne:Oğlum biz yarın nereye gidicez?
Oğluş:Den(Deniz)
Anne:Peki denize giderken yanımıza ne götürüyoruz?
Oğluş:auvlu(havlu)
Anne:Başka?
Oğluş:Guva(Kova)
Anne: Başka?
Kuzu:?!?!? (Ses kesilir)
Anne:Kolluk götürmüyormuyuz?(Yardım amaçlı soru)
Oğluş:Euvet(Evet)
Anne:Kollukları nereye takıyoruz?
Oğluş:(Eliyle kollar işaret ediliyor)
Anne:Denize neyle gidiyoruz?
Oğluş:Araba
Anne:Arabayı kim kullanıyor?
Oğluş:Dede
Anne:Pekii dede araba kullanırken Baldanadam nereye oturacak?
Oğluş:Arkaa
Anne:Afferimm kuzumaaa

Her ne kadar arakaya oturacaksın pazarlığı yapılmış, sözü alınmışta olsa her seferinde önde oturma kavgası yapıyoruz baldantatlımla. Çıngar çıkarıyor. Bir çok konuda esnek olsamda bu konuda asla taviz vermiyorum. Çığlıklar eşliğinde baldanadam yapıştığı koltuktan kopartılıp arka koltuğa gerçiriliyor. Henuz ısrarı azalmadı, her seferinde deniyor bizi ama yakında inadının kırılacağını umuyorum.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Çukugaga!


Baldanadam buzdolabinda her daim dedesinin çukulatalarından olduğunu bilmektedir. Akşam yemeğini doğru düzgün yemediği halde çukugaga diye tutturmaya başlamıştır. Annesi dolapta çukugaga olmadığına oğluşunu ikna etmek için buzdolabını açar ve bir el çabukluğu marifet yapar. Baldanadama buzdolabı ortamı gösterilir pek ikna olmasa bile aradığını bulamadığı için fazla diretmez.

Annenin koyduğu çay demlenir. Anneanne keyfi artırmak için çayın yanına kavrulmamış yer fıstığı ve keçiboynuzlarının olduğu bir tabak hazırlar. Eller dolu balkona gidildiğinde baldankuzuda bizi beklemektedir. Anneannenin elindeki tabağı görünce gözleri parlar. Afacan bir gülümseme yüzünde yayılır. Anne ilk başta alayamaz. Kuzu tabağa hayran hayran bakmaktadır. Anne bu etkiyi bırakanın yer fıstığı olmadığını çok iyi bilmektedir ama keçi boynuzu da baldanadamın henüz tatmadığı bir bir şeydir.
Anne orada ne var diye sorduğunda baldankuzu fısıltılı ama çoşkusunu bastıramadan söyler: Çukugaga!

Toplu bir kahkaha tufanı kopsada baldankuzu heyecandan ne olup bittiğinin farkında değildir. Enayi çukugagası eline verilir. Kuzu kemirmeye başlar. Anneannenin yavrumu kandıramazsınız ben ona gerçegini verecem feryatları bastırılır. Dede ile anne kıs kıs gülmektedir. Baldankuzu tüm gece boyunda çukulata sandığı keçi boynuzunu kemirir durur...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Cami ziyareti

Baldanadam mahalledeki camiyi oldukça merak ediyordu. Uzun minare, ezan sesi ve insanların camiye doğru gidişi onu etkiliyordu sanırım. Onu bir caminin içine sokmaya niyet etmiştim ama bizim mahalledeki cami olmazdı.(Hergün gidelim diye ısrar edebilir diye :) Dolmabaçe sahilindeki caminin yakınlarındayken bunun uygun bir zaman olduğunu düşündüm. Caminin içinde oraya buraya koşturdu. Namaz kılanlarla birlikte namaz kıldı. Kocaman avize ve kandili inceledi. Tesbihleri ordan oraya taşıdı. Kısacası eğlendi. Caminin içinde neler olduğunu artık biliyor. Bakalım mahalledeki caminin yanından geçerken nasıltepki verecek?


9 Ağustos 2009 Pazar

Baldamdan fotoraf denemeleri

Her elektronik eşya olduğu gibi fotoraf makinesinde baldadamın ilgi alanında tabiki. Asla rahat rahat bir fotoğraf çekmemize izin vermiyor. Sonunda ondan makinayı uzaklaştırmaktansa kullanmayı öğretmenin daha kolay olacağına karar verdim. Hevesini alında bizede çekmek için bırakır sanıyorum. Bu fotoğraf ilk denemelerinden biri. Düğmeye bastıktak sonra hareket ettirdiği için biraz flu çıkmış ama 20 aylık bir kuzu için fena sayılmaz sanırım.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Baldanadamın Dilinden


Mekan: Baldanadamın odası
Vakit: Gecenin bir körü

Baldanadam:Babaa babaaa! (Gece babasını çağırır hep yanına ben gitmiş olsamda)
Baba:Geldim oğlum
Baldanadam:(Emzik uzatılır) Gıll gılll
Baba:!?!?!
Baldandadam:Dıka,Dıka ( Emzikte kıl var yıksana)
Baba:Haa tamam oğlum ver yıkayayım.
Yıkar gelir
Baba:Al
Birkaç dakika sonra
Baldanadam:Babaa babaaa!
Baba:Geldim oğlum
Baldanadam:(Yine emzik uzatılır) Gıll gılll Dıka,Dıka
Baba yine yıkar gelir

Bu diyalog sanırım bir kere daha tekrarlanır.
Baldanadam:Babaa!
Baldanadam:Gıll gılll Dıka,Dıka
Baba:(Artık sinirlenmiştir) Oğlum emmede kıl falan yok kıl senin ağzında tüü yap geçsin
Baldanadam:Tüüü
arkasından zzzzzzzz

Anne:Hahahaha(kendi odasında)

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Balıkadam


Ramazan gelmeden denize girebilmek için her haftasonunu değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu arada baldanadam yüzme işini ilerletti kolluklarıyla onu hiç tutumadan suyun üzerinde yatabiliyor.Galiba baldanadamlıktan balıkadamlığa doğru hızlı adımlarla ilerliyor!
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam