29 Ekim 2009 Perşembe

Bal-log

Yakın zamanda yaşanan diyaloglar;

Anniş: Kendine gel kendi gel dönde bir bak haline aynalara küsmüşsun kıl oldum abi(şuursuz bir anda mırıldanılır)
Haliş: Kendine gel kendine dönde bir bak haline aynalara küsmüşsun kıl oldum abi(oda bende duyar tekrar eder)
Baldanadam: Aaa hala annenin şarkısını soluoo
Anniş:?!?!
Haliş:?!?!
Aradan zaman geçer
Anniş:oğlum Hala hangi şarkıyı soyledi?
Baldanadam: Kıl abii
Anniş:İçinden yuh der. Annenin şarkısını demesini beklemektedir çünkü.

Anne oğluşa çorba içirirken halada karşılarında çekirdek çitler...
Baldanadam:Hala çekidek yeme çooba iç!
Hala: Senin tabağından yerim o zaman
Baldanadam: Yok yok çekidek ye!
Anniş:Haliş: Ha ha ha ha...

28 Ekim 2009 Çarşamba

Lego şehri



Resimlerdeki minik lego şehri anniş * ve haliş** tarafından dün inşa edildi ve baldanadam tarafından keyifle yıkıldı. Yıkmadan önce bir iki araba sürmeyi ihmal etmedi tabi. Bu sabahta lego ile oynamaya devam ettik. Küçük legoları taktıktan sonra düşünce "düştü bu dandik" dedi beyefendi. Haklısın oğlum yaptık bir hata. Bir daha dandik olmayanından alıcaz söz :)

* Baldanadamca anne
** Baldanadamca hala

27 Ekim 2009 Salı

Maşa oyunu



Bayağıdır bu aktiviteyi pamukla yapıyorduk. Dün markette gezinirken bu renkli taşları gördüm. Hem renkleri de ayırırız diye onlardan aldım. İlk başta gayet güzel yerine koyarken sonradan cıvıttı ve elle yapıcam diye tutturdu. Bizde oyunu sadece renk seçme oyununa dönüştürmek zorunda kaldık. Bu arada taşları koyduğumuz şey çukurları tümsekleri olan bir sünger...

Yatak kalabalık oldu




Sadece pandasını isterdi yanına şimdi maaile uyuyorlar. Durup durup yoklama alıyor panda burdamı? Bakbak burdamı? Bıdık burdamı? Tam uyuyacakken hop kalkıyor şu şurda yatsın şu burda yatsın. Uyutma süremiz iki katına çıktı rahat. Sadece birini al yanına diyorum kıyamet kopuyor. Bakalım nasıl çözüm bulacağız!?!?!?

26 Ekim 2009 Pazartesi

Yolcuları gönderdik


Babamla annemi dün akşam kutsal topraklara yolcu ettik. Böylece benim iznimde başlamış oldu. Artık evdeyimm...

22 Ekim 2009 Perşembe

Mim


Bloguna neden bu ismi verdin ?
Oğluşumu baldanadamım diye severdim bebekken. Böylece onunla ilgili blog açmaya karar verdiğimde ismi bulmak çok kolay oldu benim için.

En son satın aldığın garip şey ?
Çok fazla alışveriş yapan biri değilim uzun süredir aldığım her şey oğlumla ilgili ve çokda ilginç sayılmazlar en azından çoçuklu aileler için :)


Blog yazarken istediğin şeyler ?
Fazla özel bir şey aramıyorum yeterki paylaşmak isteğim birşeyler olsun. Karmakarışık ortamlarda bile yaptığım şeye konsantre olabilirim. Zaten genelde işyerinde yazıyorum bloğu.


Şeker gibi olduğun anlar?
Çoğu zaman öyleyimdir. İş hayatında biraz törpülensem de saftiriklik kıvamında iyi niyetliyimdir. Annem tarafından tescilli :)


Arkadaşım artık sormayın dediğin şeyler?
Yok öyle şeyler bana herşeyi tekrar tekrar sorabilirsiniz. Öğretmenlik bana uygun bir meslekmiş. Sabırlıyım ve anlatmayı severim


Aynaya bakınca gördüğün ?
Bazen hayatın rutinleri içinde sıkılsada, ailesini çok seven, çok sükür hayatından memnun ve gelecekten umutlu biri...


Kendini okutan blog dediğin?
Blog dünyasıyla ilgilenmeye anne blogları ile başladım. Hala ilgim onlar üzerinde yoğun. Kendime birşeyler katabileceğim bir şeyler öğrenebileceğim blogları özellikle okuyorum, takip ediyorum. Bunun yanında bana samimi gelen ve tarzları olan bloglarda favorilerim arasında.

Bir blog sahibiyle karşılaşabileceğin yerler ?
İş çıkış saatinde metrobüste :), haftasonları ve izinli olduğum günler parklarda, çoçuklarla gezilebilecek yerlerde...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Yeni oyuncak

Takip ettiğim bloglarlardan Emincan'ın günlüğünde gördüğüm oyuncağı yapmayı kafama koymuştum. Eve bir ayakkabı kutusu gelince hemen bu akşam oğluşla işe koyulduk. Ben deldim o makarnaları yerleştirdi. Sonra çekici ile hepsini kutuya gömdü. Tekrar tekrar oynadık. Sonra biraz güzelleştirmek için üstünü kendinden yapışkanlı kaplık ile kapladım. Uzunca bir süre favorisi olacak gibi. Fikir için teşekkürler Nuran!



20 Ekim 2009 Salı

Haftasonundan

Bu pazar oğluşun oyun gurubu arkadaşı bizdeydi. İki kuzu birlikte hayali oyunlar oynadılar. Bu haftaki ağırlıklı oyunumuz lokantacılıktı. Ben kuzuların garsonu oldum ve onlara yemekler taşıdım. Paraları olmadığı için sofrayı kendileri toplayıp bulaşıkları yıkadılar :D Bu kadar yemekli oyundan sonra iştahları da açıldı gerçektede sofraya oturup birlikte mamalar yediler.
Genelde iyi anlaşıyorlar, arada öpücükler uçuşuyor ama ufak itişmeler de olmuyor değil tabi. Çözüm olarak paylaşamadıkları şeyi ortalıktan kaldırıyoruz ve yaptıkalarının yanlış olduğunu anlatıyoruz.

Üçlü gurubumuzun şeker kızlarından biri karşıya taşındığından beri hep beraber toplanamadık bir türlü. Bir iki kere organize olup buluşacaktıkki oğluşun hastalığı engel oldu. Nurdan ve Ceyda sizi özledik. Şeytanın bacağını kıracağız inşallah. Bekleyin bizi... :)

19 Ekim 2009 Pazartesi

Haftaya evdeyimm

Evet babamla annemin 4 yıllık bekleyişi bu pazar son bulacak ve kutsal topraklar gidecekler inşallah. Onlar Hacda iken oğlumu geçici bir bakıcıya emanet etmeyi hiç düşünmedim. Zaten anneanne ve dedesini özleyecek olan kuzuma birde tanımadığı birine alışma stresi yaşatmak istemedim. Ücretsiz izin aldım ve haftaya yaklaşık 2 aylık bir izne başlıyorum. Doğum izni ve ardından aldığım ücretsiz izinle oğlum 5. ayını doldurana kadar onunla evdeydim ama o zaman küçücüktü şimdi çok daha farklı olacak biliyorum. Birlikte geçireceğimiz zamanları değerlendirme için planlar yapmaya çalışıyorum. Çok da heyecanlıyım bakalım özlediğim ev hayatı bana nasıl gelecek?

15 Ekim 2009 Perşembe

Oğuz Amca


Evde bilgisayarla olan problemimiz hala devam ediyor. Sabah kalktığında ilk işi bilgisayarın konulduğu yere gidip bir kolaçan yapmak. Eğer yerindeyse, yani biz akşam kaldırmayı unutmuşsak oğuz amca götürmemiş diyor, seviniyor. Eğer yerinde yoksa oğuz amca götürmüş diyor. Evet oğuz amca bizim kurtarıcımız, hayali kahramanımız.

Bir gün babası çalışırken ısrarla kucağına al diye mızmızlanıyordu. Israrları sinir bozucu bir kıvama geldiğinde oğlum birazdan babanın iş arkadaşı gelecek bilgisayarı götürecek diye bişey uydurdum. Babasıda hayali kahramanımıza ismini verdi. Oğuz Amca...

Geçenlerde yine aynı durumda bulduk kendimizi. Baldanadam babasına kucağına al diye ısrar ediyor oda oğlum ben çalışacağım olmaz diye itiraz ediyordu. Baldadamımda hemen "beraber" diye lafı yapıştırınca ilk şaşkınlığımızı yaşadık. Minik sıpam babasını beraber çalışalım diyerek ikna etmeye çalışıyordu. Baktım olacak gibi değil telefonla oğuz amcayla konuşur gibi yaptım. Geliomusun ha evet bizde hazırlıyoruz şimdi bilgisayrı kapıdan veririz gibi bişeyler söyledim. Sonra baldanadamı başka bir odaya götürüp kısa süreli dikkat dağıtma eylemi yaptım. Bu arada babasıda bilgisayarı kaldırdı ve kapıyı açıp kapama ve oğuz amcayla konuşma efekti yaptı. Baldanadam hızla koştu ve hemen telefona sarıldı. Bizde arkasında ne yapacak diye bekliyorduk. Tek taraflı diyalog başladı.
-Alooo
-...
-Oğuz amdaaa
-....
-Uu-aa-aa'yı(Baldanadamca bilgisayar) getir!

Oğlumuz artık problemlerine kendice çözümler üretiyor ve uygulamaya geçiyor. Bu kadar çabuk büyüyor olması da bizi hem sevindirip hem hüzünlendiriyor...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Yaprak baskısı


Geçen hafta yaptığımız aktivitelerden biride yaprak baskısıydı. İki aşamalı bir aktivite bu. İlk aşamasında parktan birlikte yaprak topladık. Bu sırada değişik ağaç isimlerini, ağaçlarla yapraklarını eşleştirmeyi, yaprak boyutlarını karşılaştırmayı öğrenmiş oldu.
Topladığımız yaprakla eve geldiğimizde sulu boyamız ve kalın fırçamız(rahat tutabiilmesi için) piyasaya çıktı. Genelde yaprakları baldanadam boyadı kağıda bastırma işlemini ben yaptım. Bastırma işlemini bir iki defa kendi de denedi gerçi, sonucu pek begenmediğinden sanırım benim yapmamı istedi sonra hep. Bir dahaki denememizde artık işlemi bildiği için bastırma kısmına hiç karışmamayı düşünüyorum. Kendininkini benimkiyle kıyasladığı zaman kendi yapmaktan vazgeçiyor çünkü...

12 Ekim 2009 Pazartesi

İçindekini bulma oyunu


Oğluş hasta olsada maşşallah keyfi yerindeydi haftasonu. Yinede cumartesi ne olur ne olmaz dışarı çıkartmak istemedim. Evde oynamak için yeni bir oyun türettim. Bez bir torbanın içine oyuncak sebzelerini doldurdum. Oğluşa elini sokup bakmadan ne olduğunu soylemesini istedim. İlk önce hile yapıp içine bakmak istediysede bakmadan söylemeye ikna oldu sonunda. Sebzeleri rahatlıkla bilince, evdeki diğer objelerle denemeler yaptım. Kalem, tesbih, emzik gibi belirgin şeyleri de rahatlıkla bildi.

Dün akşam da oyunu tekrar oynadık. Emziği bu sefer halkasından tutmuş sanırım ona halka dedi. Matruşka bebeğine havuç dedi (boyutları oyuncak havucuna benziyor gerçekten), daha önce havucu bulduğunu ve havucun masada olduğunu söyleyince öteki havuç dedi (iki tane havucu var) tuttuğu şeyin matruşka olduğunu gördüğünde şaşırdı. Nesneleri yanlış tahmin etmesi doğru tahmin etmesinden daha öğretici oldu sanırım. Bazı şeylerin zannettiği gibi olmayabileceğini görmüş oldu. Bu akşam aynı oyunu oyuncak hayvanlarıyla denemeyi düşünüyorum. Onların ne olduğunu bulmak diğerleri kadar kolay olmayacaktır sanırım.
Not: Nesneleri torbaya koymadan önce göstermedim.

11 Ekim 2009 Pazar

Hastalık ve suçluluk


Son bir aydır yakamıza yapıştı bu durum önce burun akıntısı ve öksürükle başladı doktora gittiğimizde boğazları da biraz kızarık ciğerine inmesin diye antibiyotik verdi. Hadi ilaçları içtik geçti derken bu cuma da ateşlendi yavrum. Yine boğazları kızarıkmış bu nasıl bir illet anlamadım tekrar mı ediyor yenidenmi olmuş anlamadık. Annem soğuk yediği için oluyor diyor. Ben geleneksel annelerden değilim ya ne ilgisi var yoğurduda ısıtıp mı vericez, soğuktan bişey olmaz hastalık miktoplardan olur desemde artık yenilgiyi kabul ettim. Sanırım kuzumun boğazları soğuğa karşı hassas.

Üç gündür içim içimi yiyor benim yüzümden oldu yavrum bir ay içinde 2. kez ilaç içmek zorunda kaldı diye. Annelik hep mi vicdan azabı hep mi suçluluk? Bu his yumağını bu hastalık dönemi yüzünden bu aralar yoğun hissetsemde aslında suçluluk duygusunun beni bir an bile bırakmadığının farkındayım. Çalışan bir anne olduğum için suçluluk, hoşgörülü davransam şımarırmı acaba diye suçluluk,yeterli aktivite yapmadıkmı ilgilenemiyorum diye suçluluk, hatta o gün sebze yememişse iyi besleyemiyorum diye suçluluk. Bir yandan anlıyorumki bu his bir nevi sınav korkusu gibi anneleri tetikte tutan Allah tarfından verilmiş bir hediye ama ben dengeyi tutturma konusunda sorunlar yaşıyorum :(

8 Ekim 2009 Perşembe

12.Ay




Bu fotolarda geriden gidiyorum güya hızlı hızlı gidip bu ayımızı yakalayacaktım neredeyse 3 aydır hiç eklememişim.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Karton kutudan ev

Ne kutusunu olduğunu hatırlayamıyorum bile, yapalı uzun zaman oldu. Baldantatlımla birlikte yaptığımız için kaplaması pek güzel olmadı ama oldukça işlevsel. Oyuncak çiftlik hayvanlarımız artık bu evin içinde duruyorlar...

4 Ekim 2009 Pazar

Feshane








Cumartesi baldanadamı feshanedeki çoçuklar için olan lunaparka götürdük. Geçen hafta hasta olduğu için dışarı çıkamayan kuzum bu hafta gezmenin tadını çıkardı. Bir çok alet güvenli gelmediği için bindiremedik ama bindirdiklerimiz mutlu olması için yetti de arttı bile...

1 Ekim 2009 Perşembe

Dil gelişimi atağı

Dil gelişimi hızlı bir atak içerisinde bu aralar. Ne söylesek aynısını söylüyor. Cümleler kuruyor. Yeni kelimeleri birden doğru yerlerde kullanarak bizi şaşkına çeviriyor. Hatta ekleri bile yerliyerine kullanıyor.

-Bu kimin kaşığı oğlum?
-Annenin kaşığı

-Bu resimde ne var?
-Kuşlar var

-Elindekini nerden aldın?
-Dolaptan aldım

Bazı şeyleri nasıl öğrendiğini anlayamıyoruz bile. Geçen gün tık tık diye bir ses duydu ve hemen bu ne diye sordu. Üst kattan gürültü geldi oğlum der demez kollarını masasının üzerinde kavuşturup başını kollarına gömdü ve bişeyler söylemeye başladı. Yüzü kapalı olduğu için dediğini anlayamadım ve kafanı kaldırarak söylermisin dedim. Kafasını kaldırdı ve anne korktum dedi. Ses yüksek değilki oğlum korkmana gerek yok diye bişeyler geveledim. Hala bunu neden yaptığını ve korkunca kafasını saklamayı nasıl öğrendiğini tam olarak çözebilmiş değilim. Evimizde televizyon olmadığı için buradan öğrenme ihtimali yok. Çevresindeki kişileri gözlemleyerek öğenmiş olmalı ama aile içinde de bu şelikde tepki verecek kimse de yok...

Eskiden işten geldiğimde bugun neler yaptığını hep kendisine sorardım ama cevabı hep anneannesi verirdi şimdi artık cevapları oğlumun kendisinden duyuyorum.
-Oğlum neler yaptın bakalım bugün?
-Ooncak oynadım.
-Güzel peki dışarı çıktınmı?
-Çıktım.
-Nereye gittin?
-Arabaya gittim(Hala arada dedesinin arabasına binip direksiyon çeviriyor vazgeçemedi bir türlü)
-Kim götürdü seni arabaya?
-Dede götürdü.
-Direksiyonu çevirdinmi?
-Bolee bolee çevirdim. (eliyle direksiyor cevirme hareketi yapar)

Baldanadamın dil gelişimi ve fiziksel gelişimi iyi maşallah (25 numara ayakkabı giyiyor) ama hala bezden kurtulamadık ve emzikle uyumaya devam ediyor. Üstelik ikisini de bırakmaya şimdilik hiç niyeti yok. Sanırım tam bir koca bebek oldu benim baldandadamım :)
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam