30 Aralık 2009 Çarşamba

Elim gitmiyor yazmaya

Hatta bloğu açmadan gün geçiriyorum bazen. Ne oldu bilmem sanki yazacak hiç birşey yokmuş gibi. Bu aralar yeni oyun bulmada da bir tıkanıklık yaşıyorum. Geçicidir bu durum umarım. Neyseki baldanadamın son zamanlardaki favori oyunu bulaşık yıkamak. Akşamları ben yemek hazırlarken çıkardığım bulaşıkları önüne koydumu elbirliğiyle hem eğlenip hem yemek yapmış oluyoruz. Yeni kitaplarda imdanıma yetiştiler. Cemile ve atakann yeni maceraları da bizi uzanca bir süre oyalayacaktır sanırım...

20 Aralık 2009 Pazar

Şekil eşleştirme




Fikir sahibi oyun gurubu arkadaşımız Ceylininciğimizin annesi Berna. Dün oyun gurubu buluşmamızı onlarda yapınca, güzel fikirlerinden faydalanma fırsatı da bulmuş oldum. Baldanadam şekilleri hiç takılmadan eşleştirdi. Elips, eşkenar dörtgen, altıgen gibi yeni şekillerin isimlerini öğrenmiş oldu böylece...

16 Aralık 2009 Çarşamba

Bal-Log(Deyilllll)

Do bir külah dondurma şarkısını söylerken

Anne: Do
Baldanadam:Bir külah dondurma deyilll
Anne: Re
Baldadam: Masmavi bir dere deyilll
Anne: Mi
Baldanadam: Denizde bir gemi yokkk...



Sabah sporumuzu yaparken

Anne: Bir kii bir kiii
Baldanadam:Nerde küçük tilki deyilll
Anne: Üç dört üç dörtt
Baldanadam:Pandanın üstünü örtmeyinnn
Anne: Beş altı beş altı
Baldanadam: Ömer sınıfta kalmadııı...


Tamam anladık kişiliğini ortaya koyuyorsun. İtiraz herşeyin başı senin için. Bari şarkılara dokunmasaydın....

15 Aralık 2009 Salı

Kürkçü dükkanından

Annemler Pazar sabah geri döndüler çok şükür. Bende bugün tekrar işe döndüm yani kürkçü dükkanıma. Zaman düşündüğümden çok hızlı geçmiş. Son günler artık annemle babamın özlemi ve işe geri dönme stresi ile geçiyordu. Doğum izim bittiğindeki dönüşümden sonra bu seferkini çok daha hafif atlattım diyebilirim. En azından iş yerinde hüngür hüngür ağlamıyorum bugün. Kuzu da işe tekrar dönmemi çok olgun karşıladı. Bir kaç gündür süremizin dolmakta olduğunu hatırlatıyordum ona. Zaten anneannesi ile dedesini de çok özlemiş olduğu için sabah uykulu olmasına rağmen anneannesinin kucağına atlayıp dedesinin yanına gitti. Bize öpücüklerimizi vermeyide ihmal etmedi tabi.

Evett nerde kalmıştıkk....

10 Aralık 2009 Perşembe

Son aktivitelerden

Fırsat bulmuşken yırtılıp gitmeden son yaptığım oyuncakları ekleyeyim bari.



3 tane yapboz yaptım bir tanesini fotoraflayamadım çünkü parçası kayboldu. Eski dergilerden kestiğim resimleri kalın kartonun üstüne yapıştırıp kestim. Koli bandı ile lamine ettim. Oldukça kolay bir işlem. Baldanadamla dergilerden malzeme arama kısmıda ayrı bir aktivite sayılabilir.







Bu da kutu tiyatromuz. Fikir meraklı minik dergisinden. Bir pastahane kutusunu kesip yapıştırarak yukardaki şekli almasını sağladım. Yanlardan karton oyuncular için, üstten de arka fonu değiştirebilmek için ince delikler oydum. Yine eski bir dergiden iki tane at figürü kesip resimdeki gibi kartonlara yapıştırdım. Arka plan fonlarını ikea kataloğundan kestim. Dıgıdık at ve annesi baldanadamı oldukça iyi oyalıyor. Artık hikaye hayal gücüme kalıyor. Anne ve çoçuk at odadan odaya maceralardan maceralara koşuyorlar :)
Not: Bu akşam itibariyle minik dıgıdık ortadan kayboldu biraz bakındık bulamadık. Oyuncu olarak at seçimi de bizim için özel. Dıgıdık at baldanadamın uyku öncesi masallarının kahramanı...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Kek yaparken




3 Aralık 2009 Perşembe

2 yaş Çoçuğu

Resmi olarak 2 yaşımıza geldik. Bloğumuza not düşme adına baldantatlım ne durumda kısaca özetleyeyim.

Baldanadam 90 cm uzunluğunda ve 14,5 kilo ağırlığında. Dişlerini tamamlamladı ve emziğide bıraktı. Bezli günlerimiz devam ediyor. Evimiz soğuk olduğu için tuvalet eğitimini bahara vermeyi düşünüyorum. Dişleri tamamlandığından beri nadir zamanlar haricinde gece uykusunu kesintisiz uyuyor. Akşamları uyku saatlerini malesef bir düzene oturtamadık. Bu aralar 22:00-22:30 civarında devam etsede 23:00-23:30'u bulduğu oluyor :( Sabahsa en geç 8 de ayakta. Emziği bıraktığımız dönemde öğlen uykusunu reddetmiş gibi olsada şimdi bu konuda eski düzenimize döndük. 12:30-01.00 gibi uyuyup 15:30 bazen 16:00 gibi uyanıyor.

3 ana öğünde mutlaka aile uyelerinden en az biriyle sofrada kendi sandalyesinde yiyor. Normal bir sandalyeyi azcık yükselterek ona göre ayarladım. Çorbalar hariç yemeklerini kendi yiyebiliyor. Aslında çorbalarıda içebiliyor tabi ama yarısı üstünde olarak :) Sabahla öğlen arasında meyve yada taze sıkılmış meyve suyu ara öğünü oluyor. Öğlen ve gece uykusundan önce biberonla birer barkak süt içiyor. Oğle ile akşam arasında eğer bir şeyler yiyecek gibiyse yine meyve yada kuruyemiş yiyor.

Oyunlarımız eskisine göre çok çeşitlendi. Yabboz, eşleştirme kartları, resim yapma, hamur, biraz benim yardımımla makasla kes yapıştır işleri ve legolar rutin oyunlarımızın arasında. En çok sevdiği şeyse tamir aletleri. Oyuncaklarla, kaşık çatalla, hiç bişey bulamazsa hayali olarak aklına gelen her şeyi tamir ediyormuş gibi yapıyor. Ev işlerinde bir numaralı yardımcım kendisi. Uyanıkken yaptığım her işi birlikte yapıyoruz. En favorisi de yemek yapma işleri. Birlikte kek, kurabiye, poğaça yapmayı çok seviyor.

Sabahtan akşama kadar kitap okusam sıkılmayacak kadar çok seviyor kitapları. Bunun sadece bir dönem olmayıp hayatı boyunca böyle olmasını çok istiyorum. Şu sıralar en çok sevdiği şey kitaplar olduğu için doğum gününü kutladığımızda hediye olarak kitap alacağım sanırım. Doğum günü kutlamamızı anneanne ve dede dönene kadar erteledik. Geçen senede onlarsız kutlamıştık bu sene artık geçte olsa birlikte kutlamak istiyoruz.

Son 2-3 aya kadar sadece tek kelimelerle kendini ifade ederken birden bire sıçrama yaptı ve şimdi rahat rahat uzun cümleler kurabiliyor. Tekerlemeleri ve parmak oyunlarını çok seviyor. Ben şarkı soylerken bana eşlik ediyor. Bazen de kendi kendine ona söyediğim şarkıları söylerken yakalıyorum onu.

Neşeli ve şakacı bir çoçuk. Sürekli sınırlarımızı deniyor. Ona geniş bir çerçeve çizdik zaten ama aradabir patronun kim oluğunuda gösteriyoruz. Kaydırağın yüksek yerine çıkıp aşağı sarktığında o gün bir daha binmeme cezası alıyor mesela. Yada yemeğini bilerek ağzından çıkardığında sofradan indiriliyor. Bu konuda dengeyi korumaya çalışıyorum.

Yazsam sayfalar dolusu yazarım sanırım ama burada bitirsek iyi olacak. Bu aralar blogla fazla ilgilenemiyorum biliyorum. İşe tekrar başlayınca açıklarımı telafi ederim sanırım. Herkese sevgiler...

2 Aralık 2009 Çarşamba

Sana Bakmak...


Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır...
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Gördüğün suretten utanmak..
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır.



Küçücük bir bebekken sana baktığımda bu dizeler benim hislerimi haykırıyor gibiydi...






Hala sana bakıyorum kocaman oldun, inanılmaz bir değişim içindesin ve artık o beyaz kağıdı dolduruyorsun ama beni hala mucizelere inansdırıyorsun. Doğum günün kutlu olsun...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam