30 Ağustos 2010 Pazartesi

Darbukator baldan :)

Evinizde müziğe meraklı bir minik olursa ne olur? Mesela birlikte dinlediğiniz müziklerde kullanılan enstrumanları bulma oyunu oynayabilirsiniz. Ya da mırıldanılan şarkının hangisi olduğunu bulma oyunu. Ama miniğiniz için en keyifli olanı boş damacanınızı darbuka yapma oyunudur. Sucu amca damacanayı geri isteyince ortaya çıkan mini krizler artınca da çareyi ona darbuka alma sözü vererek bulabilirsiniz :)

Eminönündeki büyük oyuncakçılarda aradığını bulamayan, Sultanahmete kadar "darbukaaa deeeef" diye sayıklayıp duygu sömürüsü yaptıktan sonra turistik bir dükkanda gerçek darbukaya kavuşan mutlu minik.

O hevesle darbukasını hiç elinden bırakmadan Sultanahmetten Beyazıta kadar çala çala götürüp herkesin yüzünde gülümsemeler oluşturan minik.

Yolda karşılaştığı minik sanat müziği orkestrasına eşlik eden minik.

Sanırım bizi biraz gürültülü günler bekliyor. Hevesi çabuk geçermi yoksa ilgisi artarmı bilmiyorum ama insan anne olunca darbukaya hevesle vuran miniğinin ilerde "annemle babamın elimden tutup bana darbuka aldıkları o gün sanat hayatımın dönüm noktası oldu" diye röpörtajlar vermesini hayal etmeye başlıyor bile :)))

22 Ağustos 2010 Pazar

Sanane LAN!

Son 3-4 gündür en sevmediğim konuşma şekli en sevdiğim insan tarafından benmsenmiş durumda. Sadece evde yaşayan sokakta oynamanın tadını bilmeyen bir çocuk olmasın diye hergün dışarı çıkartıyorum baldantatlımı ama malesef sokaktaki abilerden her duyduğunu eve taşıyor. Özelliklede benim hoşlanmadığımı anladığı şeyleri. Yazlıktayken arkadaşları birbirlerine manyak salak diye hitap ederken onları uyarmıştım. Benim uyardığımı gören baldantatlı direk manyak kelimesini kelime hazinesine yerleştirdi ve yerli yerinde kullanmaya başladı. Manyak krizini savuşturmak çok zor olmadı. Duyamamazdan geldim. Bir iki hafta boyunca ara ara denedi tepki almayınca unuttu gitti ama bu lan kelimesine tepkisiz kalamıyorum malesef. Helede bana su getirsene lan ve benzeri cümlelerle hitap edince ona belli etmemeye çalışsamda sinirleniyorum. Rica ederek istersen getiririm diye ben uzattıkça bu lan muhabbeti de artıyor. Sanırım yine duyamamazlıktan gelmeye başlayacağım tabi sabredebilirsem. Tabi benim sabretmemde yetmiyor çevresindeki herkesin tepkisiz kalmasını sağlamam lazım.


Geçen sene Efe ve Ömer sokakta oynarken. Baldantatlımı sokakta oynama keyfinden mahrum etmeyeceğim ama bu olumsuz etkilerinden korunmak için işe yarar bir strareji bulmam gerekiyor. Bu konuda tecrübeleri olan varsa önerilere açığım :)
Herkese sevgiler...

15 Ağustos 2010 Pazar

İşe dönüş


Şu anda bu yazıyı işyerimden yazıyorum. Herşey çok ani oldu. Eski işyerimden geri çağırdılar. Geçen hafta görüştük, şartlarda anlaştık ve hemen başladım. Dört gün işyerinde bir gün evden destek şeklinde devam edeceğim. Oğluşun üç yaşına doğru yelken açması ve bu kışı evde geçirtmemin çok zor olduğunu anlamam kararımda etkili oldu. Yazın arkadaşlara ve sokakta oynamaya çok alışması dolayısıyla bu sene yanlız bir kış geçirmesine gönlüm razı gelmiyordu, haftada 2 yarım gün oyun gurubuna başlatmayı düşünüyordum zaten. Şimdi bir an önce evin yakınlarındaki anaokullarını araştırmaya başlayacağım. İki gün anneanne dede, 2 gün oyun gurubu, bir günde benle beraber hafta içi günleri geçirmeyi planlıyoruz bakalım.

Bunca zamandan sonra tekrar iş hayatına dönmek benim için garip oldu. Önümüzdeki seneler için kendimi tamamen başka bir alana yönlendirmeye karar vermiştim. Uzun vadeli bir yol olduğu için hala o fikrimden vazgeçmiş değilim ama şimdilik bildiğim işte devam edeceğim kısmetse...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Sonunda döndük

Dolu dolu bir üç ay geçirip sonunda evimize döndük. Geçen sene çalıştığım için sandece birkaç kere haftasonu gidebildiğimiz yazlık, bu sene babişkomuzun işyerinin servisininin silivriye kadar gitmesi sayesinde evimiz oldu nerdeyse. Orada internet bağlantısı olmadığı için kendi bloğuma yazı girmek bir yana hiçkimsenin bloğunuda okuyamadım. Umarım herkes iyidir ve herkes güzel bir yaz geçirmiştir. Gel gelelim baldanadamın bu üç ayda neler yaptına.


Minik piliçleriyle eğlenceli zamanlar geçirdi ama malesef birini kedi kaptı :(


Dedişkomuzun yaptığı salıncakta sallandı bol bol


Denizde balık oldu


Bazende havuzda...


Bir sürü arkadaş edindi


Çeşit çeşit oyunlar oynadı onlarla


Organik bahçesini sulamak en asli vazifesydi



Arabayı yıkamakda oyle tabi

Kum, deniz, bahçe, sokak, arkadaşlar. Bunlar baldanadamın tatilinin anahtar kelimeleriydi. Çukulata renginde ve tatında bir çocuk oldu. Bana gelince peşinden bir aşağı bir yukarı koşturduğum için fiziksel olarak pek dinlenemdim ama işten uzak, oğlumla stressiz zamanlar geçirmek banada iyi geldi. Herkese tekrar merhabalar bundan sonra buralardayım...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam