30 Kasım 2010 Salı

3 Yaşına mektup


Ben 30 yaşına yaklaşırken sen 3 yaşını dolduruyorsun. Her günü bol telaş, bol endişe, sürekli vicdan azapları ile ama aynı zamanda bol neşe, mutluluk ve tatlı heyecanlarla geçen 3 yıl. Hamilelik dönemini de sayarsak neredeyse 4 yıldır içim dışım senle dolu, her aldığım kararda, her planladığım işte sen varsın.

Zaman büyük bir hızla akıp giderken en çok seninle ilgili anlar kafama kazınmış. Doğduğun andaki rahatlamam ve mosmor halini gördüğümde hissettiğim endişe. Yirmibir günlükken doğumda omuzunun kırıldığını ve boynundaki rahatsızlığı öğrendiğimdeki perişanlığım. Kırkın çıkana kadar akşamlarımızı kabusa çeviren kolik karşısındaki çaresizliğim. İşe başladığımdaki mutsuzluğum. Anne sütü ile ilgili en ufak problemde biberonları fırlatıp yarın istifa ediyorum diye ağladığım sonra sakinleşip vazgeçtim gelgitli günler. İşyerinde süt sağma maceralarım... Sakın zamanın hep olumsuz hislerle geçtiğini sanma. Yaşattığın sevinç, etrafına yaydığın neşe her şeye değer. Seni uyurken seyretmenin, bıcır bıcır konuşmanı dinlemenin, birlikte oyun oynarken seninle tekar çocuk olmanın verdiği huzuru bir anne başka nerde bulabilirki. Sen benim dünyadaki cennetimsin. Doğum günün kutlu oldun canım. İyiki doğdun...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Darbukatör

Link: Darbukator baldan :)



Ne zamandır eklicem eklicem unutuyorum. İşte baldanadamın darbuka performansı. Video bayağı eski. Çok gürültü yaptığından darbuka şimdilik yükseklere kalktı.

25 Kasım 2010 Perşembe

Garip huylar

Sevgili Delianne bana garip huylarımı sormuş.Düşündüm düşündüm garip sayılabilecek huy ancak bu kadar çıkarabildim. Seninde dediğin gibi adı konmaya başlanınca huylar garip gelmiyor galiba Delianne. Kendimle ilgili bişey yazacağımz zaman tıkanıp kalmamda garip huydan sayılıyorsa altı tane ediyor ancak :)

1. Huymudur yaratılışmıdır bilmiyorum ama unutkanım. Ömer doğduktan sonrada arttı bu unutkanlıklarım. Şemsiyemi,kartımı,telefonumu unuturum, mutfakta yemeğe sırtım dönük bilgisayarın başındayken yemeği unutur dibini tuttururum. daha bu sabah anahtarımı ve dolayısıyla akbilimi unuttum. Ne olacak bu halim hiç bilmiyorum.
2. Çok hızlı yemek yerim. Kötü bir huy ama vazgeçemiyorum. Aile dışı ortamlarda yemeğini en hızlı bitiren genelde ben olurum aile içinde hızım ortalama sayılır. Yani bu huy tamamen genetik :)
3. Müsait olan her ortamda şarkı söylerim. Sesimde fena değil neyseki, yoksa yanımdaki insanların hali haraptı. Hatta bu durum ömerle benim aramda bir iletişim yöntemi olmaya başladı.
4. Her duruma uygun bir karikatur aklımda vardır :)
5. Hiç bir kozmetik ürünü kullanmıyorum. Zaten düşkünlüğüm yoktu ama şu parabenin yaptıklarını öğrenince tamamek kestim. Buna en basit el kremi bile dahil. Hayatımda sadece su ve beyaz kalıp sabun var. kendim için kullanmadığm şeyleri tabi oğlum içinde kullanmıyorum. Bebekken de sadece badem ve zeytinayağına buluyordum şekeri.


Bende bu mimi yazmak isteyen herkese gönderiyorum...

21 Kasım 2010 Pazar

Baldanadamın dilinden


Oyun sırasında:
Baldanadam: Hadi öğretmencilik oynayalım. Sen öğretmen ol, ben öğrenci, babamda düdük (müdür demek istiyor :)

Baldanadam kucağa gelmek için pazarlık eder:
Baldanadam: Şu ilerdeki beyazarabaya kadar taşı
Anne: Tamam( Beyaz arabaya kadar gelinir)
Baldanadam: Bu araba dememiştim şu ilerkedi beyaz arabaya kadar taşı (Bu pazarlığın sonu gelmez)

Harbiye askeri müzesine mehter konseri dinlemeye gidilmiştir ama mehteran bölüğünün başka bir şehirde olduğu öğrenilir. Akşama kadar neden orada olmadıkları tekrar tekrar sorulur. Gece yatarken:
Baldanadam: Anne neden mehter yoktu?
Anne:Başka bir şehire gösteri yapmaya gitmişler
Baldanadam: Ama ben hayal kırıklığına uğradım(Gözler sulanmış, ses titriyor)
Anne:Üzülme oğlum geri gelecekler ben seni yine götürücem(Bir daha telefon edip teyit almadan oğluşu hiçbiryere götürmem)

Anneyi iyice kızdırıp sinirlendirdikten sonra oğluş anneyi yanına çağırır ve eğilmesini rica eder sonra yanağından şap diye öper :)

Tatil günlerinin sonuna doğru pazartesi işe gideceğimiz oğluşa hatırlatılır.
Baldanadam:İşe gitmeyin ben sizi çok özlüyorum
Anne: Bende seni çok özlüyorum canım...

:(

18 Kasım 2010 Perşembe

Herkese mutlu bayramlar...


Bayram geliyor diye evimizi süsledik.


Arkadaşlarımıza bayram tebrik kartı hazırladık ama henüz gönderemedik :)


Kurban bayramının anlamını ve bu şeker kuzunun başka çocukları nasıl doyuracağını anlamaya çalıştık.

İki gün kesintisiz bayram ziyareti sonrasında bugün evdeyiz dinleniyoruz. Herkese mutlu,neşeli,kalabalık sofralı, bol ziyaretli bayramlar...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Televizyonsuz Ev


Evimize ilk televizyon geldiğinde herhalde üç yada dört yaşındaydım. Çocukluğum, ergenliğim hep tv karşısında geçti. Çizgi filmler, diziler, sinemalar... Vaktimi amaçsızca tv karşısında harcadım. O zamanlar aileler çocuk psikolojisinden ya anlamadıkları ya da şimdiki gibi önemsenmediği için mi bilmem yaşıma uygun olan, olmayan her türlü programı seyredebiliyordum. Clementine adlı bir çizgi diziyi hiç unutmam, ateşten şeytanın kötülük için kullandığı insanları yılan yada akrebe çevirip ateşe atması sahnesini korkudan kapının arkasına saklanarak seyrederdim.


Zamanla tvnin bana hiç bişey vermediğini ama vaktimi çaldığını, beni sanal bir hayata mahkum ettiğini görmeyi başardım. Evlenmeden önce ne kadar uğraştımsa evde tv açık oluğu için kendimi dizilerin, filmlerin cazibesinden kurtaramıyordum. Evlilik hazırlıkları sırasında eşimle anlaştık ve eve tv almamaya karar verdik. Bilen herkes bir süre sonra sıkılıp alacağımızı zannetti, özellikle benim ailem tv ye olan düşkünlüğümü bildiklerinden tvsiz hayata fazla şans vermiyorlardı.

Dört yıldır evimde televizyon yok ve hiçde aramıyoruz. Evimize gelenler genelde şaşırıyorlar sıkılmıyormusunuz diyorlar. Evde bir altın top varken sıkılmamıza imkan yok diyoruz. Ömer yokkende sohbet, kitap, sinema bir şekilde tvsiz geçiriyoruk günlerimizi. Bilmiyorum ömer evliliğimizin ikinci yılında doğmasaydı belkide bu kadar uzun süre tvsiz kalamazdık. Ama ömer doğduktan sonra hem çocuklara zararından dolayı hemde fırsat bulamayacağımıza inandığımdan dolayı tv defterini tamamen kapattık. Peki neler mi yapıyoruz akşamları. İş dönüşü ailecek mutfaktayız genelde önce hazırlayıp sonra yiyoruz. Sonra yatana kadar oyun,sohbet,cay-süt saati, oyun, kitap,oyun,oyun,oyun... :)

Evimizde tv olmamasının ailemizin iletişimine ne kadar katkısı oldu net bilemiyorum ama en azından vaktimi boşa harcamadığımı bilmek bile bana huzur veriyor. Ömere olan faydası ise bence gözle görülüyor. Dil gelişminin iyi olmasının en büyük sebebinin tv karşısında vakit geçirmemesi ve bizim de tek eğlencemiz kendisi kaldığından birebir çok vakit geçirmemiz olduğunu düşünüyorum.

Bu yazıyı benim gibi tv ipinin ucunu kaçırıp, diziden diziye atlayıp sonradan harcadığı vakit için vicdan azabı duyan, tv alışkanlığından kurtulmak isteyip, sıkılırmıyım diye düşünenlere cesaret vermek için yazmak istedim. Gerçekten evde tv yokken insan yapacak bir çok şey buluyor kendine ve tv hiç aranmıyor helede evde minik altın toplarınız varsa :)
Herkese sağlıklı günler...

3 Kasım 2010 Çarşamba

Kısa kısa


Pazar sabahı poğaça hazırlarken...


Todi ile pamuk. Fikir buradan...


Bakışı görünce elindekini silah sanmayın. O bir matkapmış


Kışlık alışveriş sonrası rutin kuş besleme seansımız.


Baldanadamımm benimmm...

2 Kasım 2010 Salı

Nasrettin inadın sonu


Geçen sene Küçük Kara Balık oyununu seyrettiğimiz Pınar çocuk tiyatrosu bu senede Nasrettin inadın sonu adlı oyunu sergiliyor. Geçtiğimiz pazar profilo sahnesinde üç bücür, üç anne olarak bu oyunu seyrettik ve çok eğlendik. Bol şarkılı, danslı, canlı orkestranın sahnede olduğu bir oyun. Nasrettin hoca fıkralarını bir hikaye gibi birleştirip sahnelemişler. Çok da hoş olmuş. Aslında oyunun tam olarak bizim 3 yaş gurubu kuzular ömer,ceyda ve ceylin'e hitap ettiği söylenemez. Fıkralar hiciv içerdiğinden mecaz anlamlarını kavrayamadılar ama zaten danslar ve müzik onları eğlendirmeye yetiyor. Ömer için orkestra ayrıyetten bir şans oldu. Bizimki vurmalı çalgılarla çok ilgili olduğu için davullu, darbukalı, defli orkestra çok hoşuna gitti. İlgilenenler için belirteyim oyun ücretsiz ve nisan ayına kadar her cumartesi pazar Profilo AVM de gösterimde.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramı

Bu yazıyı cuma günü yazmış olmam gerekirdi ama evde olduğum günler bilgisayarın başına geçemediğimden herkesin Cumhuriyet bayramını bugün kutluyorum. Bayramımız kutlu mutlu olsun :)



Bu da Cumhuriyet Bayramı etkinliğimiz. Oğluş bir tek kağıtları kırpıştırmaya ilgi gösterdi. Lütfedip bir kaç tanesinide yapıştırdı ama sıra yaptığımızı babişkoya göstermeye gelince coşkuyla koşup bak baba annemle bayrak yaptık demeyi bildi :) Etkinlik vesilesiyle Cumhuriyet Bayramını ve anlamını anlatmaya çalıştım biraz ama cumleleri basitleştirip anlayabileceği seviyeye indirmek zor oldu. Bunun için biraz daha zaman gerekiyor sanırım...

Not: Fikir buradan.
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam