24 Kasım 2009 Salı

Baldanadamın Zeynebi

Baldanadamla uyku muhabbetlerimiz iyice sarpa sardı. Kısa hikayeler, ninniler derken hep aynı ninnileri duymaktan sıkıldı minik sıpa. Bendeki çoçuk şarkıları repertuarınında sonu gelince başladık güzide türkülerimizden söylemeye. Nerden aklıma estiyse zeynebimi söyledim bir kere hani şu "Zeynep bu güzellik varmı soyundaa" diye başlayan. Şimdi tam dalmadan önce mutlaka zeynebi istiyor ama "baldanadamın zeynebini söyle" diyerek istiyor :)
Bu gece ilk defa bana eşlik etti söylerken. Oğluşun dilinden türkü dinlemek çok güzeldi. Yarın akşam kamerayı gizli bir yere saklayıp kaydetmeye çalışacağım. İnşallah yakalanmadan başarabilirim...

20 Kasım 2009 Cuma

Anne bak



Anne bak dedi çoçuklara da nar verdim :) banada fotoğraflamak düştü tabi...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yeni oyuncak


Geçen haftaki oyun gurubu buluşmamızda Baldanadamın şeker arkadaşı Ceylinin evindeydik. Sevgili arkadaşım Berna Ceyline bir sürü güzel oyuncak hazırlamış. Şu resimde görünen oyuncağın benzerine baldanadam ilgi gösterince bende evdeki malzemelerle yapayım dedim. Bizimkisi biraz küçük oldu ama elimizdeki karton bu kadardı malesef...

17 Kasım 2009 Salı

Evden haberler

Evde olmak bir yandan çok keyifli ama bir yandan da çok zor.Bütün gün yanında olunca yazacak bir dolu şey çıkıyor ama bu seferde yazmaya vakit kalmıyor. Aklımda kalan şeyleri kısa kısa aktarayım

İlk kesiğimizi yaşadık geçenlerde. Meyve bışağı ile mandalina kesicem azıcık elini kesti. Tırtıklı bıçaklardan tabi, henüz normal bıçakları eline vermiyoruz. Kan durunca sargı beziyle hafif sardıkki sağa sola çarpmamayı hatırlasın. Ne zaman sargı bezi çıksa gelip yenisini sardırdı.

Haftasonu oyun gurubumuz tam kadro buluştu. Arkadaşlarını göreceğine çok sevinen baldanadam otobuste yuppii yuppi diye bağırarak gitti. Birlikte çok güzel vakit geçirdi kuzular inşallah bir daha arayı bu kadar uzatmayız.

Uykuya direnme problemimiz hala devam etmekle beraber. Uyku öncesi mızmızlanma süresi azalmaya başladı.Bugünki mızmızlık seansımızda anne sen işe git babam eve gelsin dedi. Bayağı bozuldum doğrusu :p

Konuşmada baya gelişti artık kendini rahatça ifade edebiliyor. Keyfi yerindeyse evde şarkılar söyleyerek geziyor. Bu aralar en çok diline takılan melodi ise tüpçünün geçerken çaldığı muzik :)

Mutlaka her gün dışarı çıkıyoruz güneş biraz yüzünü göstermişse parka, soğuk varsa sadece alışverişe, bazen de komşu ziyaretlerine. Evdeki saatlerimizde de en çok kitap okumaya ilgi gösteriyor. Bütün kitaplarını hergün tek tek okutuyor da biyebiliriz.

Sanırım şimdilik bu kadar. Hazır uyumuşken evdeki işleri halletmeli...

13 Kasım 2009 Cuma

Doludizgin sendrom manzaraları

Sendromlu günlerimiz doludizgin devam ediyor. Minik kuzum büyüme sürecinin bu zorlu döneminde kendiyle birlikte sabrımıda büyütüyor. İşte size 2 yaş sendromu mazlaraları:

-Yemek istemediği şeyleri yerlere savurmak (tabak ve kaşık dahil)
-Günde 20 kere boşalttığı mutfak çekmecesinden aldıklarını evin muftelif yerlerine saklamak.
-Eline geçen şeyleri duvarlara,dolaplara,yerlere vurarak müzik yaptığını idda etmek.
-Bez bağlatmamak, üst baş değiştirtmemek, ben arkamı döndüğümde kaçmak, yakaladığımda çırpınmak.
-Yollarda kucakta gitmek için bağırmak yere bırakırsam kemiksiz taklidi yaparak yere yığılmak.
-Eğer kucakta değilse önceden mimlediği dükkanlara dalmak. Koşup aldığımızda dükkan sahibine "dönerken" demek. Dönerken uğrıcaz manasında...
-Sokakta kucaktan inmek istemeyen kuzu markete girince kişilik değiştirip kucakta veya market arabasında durmamak. Zorla koyarsan ayağa kalkıp kendini aşağı atmakla tehtid etmek.
-Küçük market arabasını kapıp rafların arasında kendi iterek gezmek, anneyi beklememek. İşine gelen şeyleri sepete doldurmak geri koy diyince maraza çıkartmak.
-Gizli gizli ve sessizce boya kalemleriyle parkelere sanat eserleri çizmek. Sonrasında sırıtarak ben bişey yaptım diyerek haber vermek.
-Nar tanelerini ağzından yere boşaltıp üstüne(bilerek) basarak halıya renk katmak.
-Yemek istemediği zaman mandalinaların suyunu eliyle sıkmak.
-Uyumadan önce kitap okunduğunda "bi tane daha lütfen" diye yalvarmak. O bir tanelerin hiç sonu gelmemesi. Bu son deyince önce tamam diyip kabul etmek, bitince "son değil son değil" diye sırıtmak.
-Uyumak üzere yatağına yatırıldığında yastık yorgan hatta çarşafı dahi sökerek yataktan dışarı atmak.
-Uykusuzluktan artık çıldırmış haliyle uyumıcam diye ağlamak çırpınmak. ( 23 aylık insan evladı gece 11 civarında uyuyor sabah 7 yi sektirmiyor ve öğlen uykusunu reddediyor)
-Vs,vs...

Uyku problemimizin haricindekiler daha az şiddetlede olsa hep var olan yaramazlıklarıydı ama bu uykuyu reddetme durumu hem onu zıvanadan çıkarıyor hem bana dinlenme molası bırakmadığı için çok yorucu oluyor. Bebekliğinden beri hiç bir zaman istemediği halde ağlasa bile zorla uyutmak gibi bişey yapmadım. Sallanma alışkanlığı yok. Yatağında biz ona ninni söylerken yada masal anlatırken uyuyor (du) ve tabi son günlere kadar emzik yardımcımızdı. Emziği kolaylıkta bıraktığını düşünsemde son 3 günki uykuya karşı hırçınlığının emziksizlikle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Zamanla eski uyku düzenimize geri dönebilmeyi umuyorum. Bunca olumsuzluğun yanında yinede evimizi neşeye boğmayı başarıyor. Mesela geçen gün bana "canım annem" dedi. Şarkıda duymuş...

10 Kasım 2009 Salı

Emziksiz günler başladı


Evde olduğum süre boyunca tuvalet alışkanlığı edinme yada emzikten kurtulma gibi iki zorlu görevden birini halletmek istiyordum. Çok şükür dünden beri emsiksiz uyumaya başladı. Sanırım bu işin üstesinden geldik oğlumla hemde hiç zorlanmadan. Buradan arkadaşım Neviyeye teşekkür ediyorum onun bıraktırma tekniğini aynen uyguladım.

Önce evdeki yedek emziği yok ettim ve oğluma artık bir tane emziği kaldığını kaybetmemesini söyledim. Bu şekilde bir kaç gün geçtikten sonra kalan emziğin kenarını kestim. Ağzına alınca garipliği farketti ve bana gösterdi. Bende ısırırken kopardın herhalde dedim. Uyanık bücürüm numarayı yuttu:) ısırıp koparttım dedi. Sonrada emziksiz uyucam diyip emziği yataktan fırlattı. Gece de emziğini istedi verdim. Bozulmuş olduğunu hatırlayınca yine ısırdım koptu, emziksiz uyucam dedi ve emzksiz uyudu. Uykuya dalış süresinde belirgin bir artış yok. Artık geceleri pek uyanmadığından gecede bir sorun yaşamadık çok şükür. Dün bir ara başka emme alalım dediysede fikir akına fazla yerleşmeden başka şeylerle oyaladım.

Artık darısı bezimizin başına...

8 Kasım 2009 Pazar

Şeker anlar


Merdivenlerden tersine çıkma denemesi yapıyor...



Mecidiyeköyde Beşiktaş otobüsü bekliyor...


Güvercinleri uçuruyor...

5 Kasım 2009 Perşembe

Doktorculuk oyunu


Baldanadam doktorda maraza çıkaran bebelerden değil çok şükür. Çünkü gitmeden önce uzun uzun anlatıp doktorun ona neler yapacağını temsili olarak gösterdik hep. Bu sayede hiç sorun çıkarmadan muayenesini tamamlıyor. BEO aktivitelerinde doktorculuk olduğunu görünce işi biraz daha profesyonelleştirelim dedim ve oyuncak steteskopla şırınga aldım. Küçük doktor bey steteskopu takıp kalbimi ve sırtımı dinliyor. Ufak bir karın muayenesi yapıyor ve en sonunda bana bir iğne bir de ağızdan alınan ilaç verip iyileştin diyerek paketliyor :)

3 Kasım 2009 Salı

İlkel balık tutma oyunu :)



Bu seferki oyuncağımız gerçekten çok ilkel oldu ama işlevselllik yönünden bir eksiklik yok. Sopanın ucundaki mıknatısla leğendeki balıkları yani metal vidaları yakalıyoruz.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Sendrom bebeği

-Oğlum yatalımmı artık?
-Yatmooom

-Oğlum anneanne telefonda konuşacakmısın?
-Konuşmuom
-Oğlum bari opücük gönder
-Öpmuomm

-Oğlum yemeğini bitirecekmisin?
-Yemoom

Bir kaç gündür başladı herşeye itiraz etmeye. Neyseki şimdilik asabi değil şaka yollu itiraz ediyor. 2 yaş sendromumuz hayırlı uğurlu olsunn...
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam