28 Şubat 2010 Pazar

3 Silahşörer

Oyun gurubu buluşmalarımız devam ediyor hala. Bu hafta üçlü çete bizdeydi. Artık iyiden iyiyye büyüyen kuzular kıs süreli de olsa kendi aralarında konuşup birlikte birşeyler yapabiliyorlar. Bizim yönlendirmelerimizle ise uzun süre birlikte oynayabiliyorlar.

Masayı hazırlamak için bana yardım ederken sandalyelerini kızlara kaptıran baldanadamın masanın başına dönünceki tepkisi çok komikti. "Aaa bana sandalye bırakmamamışlar" Neyseki centilmen bir ev sahibi olarak taburede oturmayı itiraz etmeden kabul etti paşacım o yüzden fotoğrafta çok uzun gibi gözüküyor.

Birlikte öğle yemeği seansı.

Yastık denizi oyunu. Hayali denizlerinde yüzdiler, güneşlendiler, kumdan kaleler yaptılar. En sonunda koltuklardan zıplayarak eğlendiler.


Bu da emekleyen çoçuklar performansı :)

25 Şubat 2010 Perşembe

Oyuncak Müzesi






Dün baldanadam yengesinin sınıfıyla birlikte oyuncak muzesini gezdi. Sanırım bütün camekanlardan parmak izlerini silmek zorunda kaldılar bizden sonra. Her girdiğimiz odada anne bunu çıkaralımmı bu nerden açılıyor sorularına maruz kaldım :)

Oradan ayrılmak baldanadamda dahil bütün çoçuklara zor geldi. Baldanadamda dünden beri anlatıyor. Roket vardı, dişçi vardı, vs. diye. En çok hanigisini beğendin sorusuna da denizaltı diyor...

23 Şubat 2010 Salı

Dikiş oyunu

Çok nadir de olsa elime iğne ipliği aldığımda bende dikeceğim diye ısrar eden baldanadama ne zamandır tekrar yapmayı düşündüğüm dikiş oyununu dün yapabildim sonunda. Daha önce yaptığımda hiç ilgi göstermemişti.
Mekanizma çok basit. Şekilli kartonun üzerine sivri bşeylerle delikler açıtım. Kulak çubuklarının pamuk olan kısımlarını kesip elinde rahat tutabileceği bir boyuta getirdim. İpi koli bandı ile sağlam bir şekilde çubuğa yapıştırdım ve işte düzenek hazır. Bir kaç kere dikti bir kaç kere de söktü. Hevesi geçmemişken fotoğraf çekmeyi akıl edemedim. Sonrada kendi çektirmek istemedi. sıkılınca hemen kaldırdım gözünün önünden ara ara çıkarırım artık.


22 Şubat 2010 Pazartesi

El boyası

Geçen günlerdeki parmak boyası çalışmamız...

21 Şubat 2010 Pazar

Pazar gezmeleri

Bugünki tiytatro planlarımız iptal olunca havanında güzel görünmesini fırsat bilerek mini bir istanbul gezisi yapalım dedik ailecek. Anneanne ile dedeninde bize katılıncağını öğrenince baldanadamın keyfi de dört dörtlük oldu.

Sultanahmet meydanında serçelere bulgur atıyor baldanadam. Dışarı her çıktığımızda kuşlara yem atmak için mutlaka yanımıza birşeyler alıyorum yoksa baldanadam başımızın etini yiyor.


Yağmur serpiştirirken sığındığımız Sultanahmet camisinde tespih çekip dua ediyor :)


Bütün camiyi karış karış gezip inceliyor. Koca camide bir sürü turist çoluk çocuk arasında bir tek sesi çıkan bizimki oldu ya da ben algıda seçicilik yapıyorum...


Dönüş yolunda uğradığımız kasımpaşa köy pazarı. Baldanadam tezgahtan tezgaha gezdi durdu. Kendisine elma ve ceviz seçti elleriyle. Hava biraz esintili olduğu için kısa tuttuk gezimizi ama iyi geldi yinede. Doyasıya gezmek için hasretle baharı bekliyoruz bakalım...

18 Şubat 2010 Perşembe

BEO:Kütüphane

BEO aktivitelerini geriden takip ediyoruz hep. Gerçi bu aktivite için evde kütüphane yapmıştık ama o zamandan beri baldanadamı kütüphaneye götürme fikrini kafama koymuştum. Kısmet bugüneymiş. Bize en yakın kütüphaneye gittik sonunda. Fazla büyük bişey beklemesemde bu kadar küçük olacağıda aklıma gelmemişti doğrusu. Yinede klasiklerden bir roman alarak baldanadama kütüphaneden nasıl kitap alındığını götermiş olduk. Kütüphanenin yanıdaki güzel park ve güneşli havada bugünün bonusu oldu.



Masalar ve kitaplar arasında gezdi şöyle bir.


Etrafı bir güzel inceledi arkasından karıştırma faslıgeldi. Tabi ondan sonra ben fotoğraf çekemedim :)

16 Şubat 2010 Salı

Uzun ara

Evet araya hastalık ve günlük rutin işler girince bloğa yazı yazma arası iyice açıldı. Geçtiğimiz hafta salı günü başlayan, çarşamba günü beni yatağa yapıştıran bir grip geçirdim. Baldanadamda benimle eş zamanlı olarak aynı gribi geçirmesine rağmen o sadece burun akıntısı ile geçirdi hastalığı çok şükür. Artık çalışmıyor olmanın avantajıyla yatakta dinlenerek kısa sürede ayağa kalkabildim . Anneannesi de baldanadamı benden uzak olsun diye kapıp kendi evine götürdü sağolsun.

Ev hayatına alışma çalışmalarım devam ediyor. Ev işleri ve oğluş arasında bir denge kurmaya çalışıyorum. Benimle sürekli oyun oynayıp bir şeyler yapmaya alıştığı için ev işleriyle uğraşacağımı anlayınca yapma, oyun oynayalım diyor. İşlerime onu da dahil ediyorum şimdilik işe yarıyor. Birde günlük program hazırlama projem var. İş ve oyun saatlerini görsel olarak anlayabilmesi için bir çizelge hazırlayacağım. Böylece ben iş yaparken beni bölerse şimdi iş saati diye göstermeyi planlıyorum.

Bilgisayarı sadece o uyurken kullanabildiğim için zamanım çok sınırlı. Bir an önce günlük çizelge için görseller aramalıyım. Herkese sevgiler...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Nohutumuzun son hali



Nohutlarımız beklenenden iyi bir performans gösterdiler doğrusu. Arkamı çevirdiğim an büyüyor gibiler. Baldanadamla her gün suladık. Koparalımmı artık diyince kıyameti koparıyor. Bakalım nohutların mutfaktaki saltanatları ne kadar sürecek...


Tiyatroyu çok seven kuzucuk küçük kara balığı unutmasın diye oyunu bir kerede kutu tiyatromuzda sahneledik. Tiyatro işine iyice ısınan minnoşum ara ara kutuyu alıp hadi tiyatro yap diye tuttuyor.

Bir yandan yemek yaparken bir yandan hızlı hızlı yazmaya çalıştığım yazıyı baldanadamdan incilerle kapayayım.
-Hala duvarda top sektirir. Baldanadama gel beraber oynayalım der.Kuzucuk "Ben küçüğüm topu oyle atamam büyüyünce oynarım" der.
-Anne masanın kenarında sandalyede oturup çay içmektedir. Baldanadam da yerde sofra bezinin üstüne oturmuş bişeyler atıştırmaktadır. Anneye döner ve
Anne boşver yukarda oturma aşağıya gel der :)

2 Şubat 2010 Salı

Çıkartma aktivitesi ve karton kamyon


Kağıda yuvarlaklar çizdim ve içlerini çıkartma çeşitlerimizin renklerinde boyadım. Baldanadamın görevi hem doğru renk içine hemde taşırmadan yapıştırmaktı. Kolaylıkla yaptı bu işlemi. Son iki yeşili sıkılıp içeriden dışarı yapışırmaya başlarken aktiviteyi bitirdim. Güzel bir aktivite oldu bizim için ama sanırım biraz geç kalmışız bir kaç ay erkende yapılabilirmiş.


Artık eve gelen kutuların akıbeti belli. Hepsi oyuncak oluyor. Babişkonun getirdiği ayakkabı kutusunu oyuncak yapıcam dyip gezdiriyordu baldanadam. Baktım kenarından köşesinden delmeye başladı. Daha fazla bekletmeyeyim dedim. Kamyonumuz hayvan taşıma kamyonu oldu. Önüne de bir ip taktım. Çekip gezdiriyor. Tabi ömrü fazla uzun olacağa benzemiyor. 3-4 gün oynasa yeter. Zaten yapıldıktan sonra değil yaparken daha çok ilgisini çekiyor.
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam