30 Aralık 2009 Çarşamba

Elim gitmiyor yazmaya

Hatta bloğu açmadan gün geçiriyorum bazen. Ne oldu bilmem sanki yazacak hiç birşey yokmuş gibi. Bu aralar yeni oyun bulmada da bir tıkanıklık yaşıyorum. Geçicidir bu durum umarım. Neyseki baldanadamın son zamanlardaki favori oyunu bulaşık yıkamak. Akşamları ben yemek hazırlarken çıkardığım bulaşıkları önüne koydumu elbirliğiyle hem eğlenip hem yemek yapmış oluyoruz. Yeni kitaplarda imdanıma yetiştiler. Cemile ve atakann yeni maceraları da bizi uzanca bir süre oyalayacaktır sanırım...

20 Aralık 2009 Pazar

Şekil eşleştirme




Fikir sahibi oyun gurubu arkadaşımız Ceylininciğimizin annesi Berna. Dün oyun gurubu buluşmamızı onlarda yapınca, güzel fikirlerinden faydalanma fırsatı da bulmuş oldum. Baldanadam şekilleri hiç takılmadan eşleştirdi. Elips, eşkenar dörtgen, altıgen gibi yeni şekillerin isimlerini öğrenmiş oldu böylece...

16 Aralık 2009 Çarşamba

Bal-Log(Deyilllll)

Do bir külah dondurma şarkısını söylerken

Anne: Do
Baldanadam:Bir külah dondurma deyilll
Anne: Re
Baldadam: Masmavi bir dere deyilll
Anne: Mi
Baldanadam: Denizde bir gemi yokkk...



Sabah sporumuzu yaparken

Anne: Bir kii bir kiii
Baldanadam:Nerde küçük tilki deyilll
Anne: Üç dört üç dörtt
Baldanadam:Pandanın üstünü örtmeyinnn
Anne: Beş altı beş altı
Baldanadam: Ömer sınıfta kalmadııı...


Tamam anladık kişiliğini ortaya koyuyorsun. İtiraz herşeyin başı senin için. Bari şarkılara dokunmasaydın....

15 Aralık 2009 Salı

Kürkçü dükkanından

Annemler Pazar sabah geri döndüler çok şükür. Bende bugün tekrar işe döndüm yani kürkçü dükkanıma. Zaman düşündüğümden çok hızlı geçmiş. Son günler artık annemle babamın özlemi ve işe geri dönme stresi ile geçiyordu. Doğum izim bittiğindeki dönüşümden sonra bu seferkini çok daha hafif atlattım diyebilirim. En azından iş yerinde hüngür hüngür ağlamıyorum bugün. Kuzu da işe tekrar dönmemi çok olgun karşıladı. Bir kaç gündür süremizin dolmakta olduğunu hatırlatıyordum ona. Zaten anneannesi ile dedesini de çok özlemiş olduğu için sabah uykulu olmasına rağmen anneannesinin kucağına atlayıp dedesinin yanına gitti. Bize öpücüklerimizi vermeyide ihmal etmedi tabi.

Evett nerde kalmıştıkk....

10 Aralık 2009 Perşembe

Son aktivitelerden

Fırsat bulmuşken yırtılıp gitmeden son yaptığım oyuncakları ekleyeyim bari.



3 tane yapboz yaptım bir tanesini fotoraflayamadım çünkü parçası kayboldu. Eski dergilerden kestiğim resimleri kalın kartonun üstüne yapıştırıp kestim. Koli bandı ile lamine ettim. Oldukça kolay bir işlem. Baldanadamla dergilerden malzeme arama kısmıda ayrı bir aktivite sayılabilir.







Bu da kutu tiyatromuz. Fikir meraklı minik dergisinden. Bir pastahane kutusunu kesip yapıştırarak yukardaki şekli almasını sağladım. Yanlardan karton oyuncular için, üstten de arka fonu değiştirebilmek için ince delikler oydum. Yine eski bir dergiden iki tane at figürü kesip resimdeki gibi kartonlara yapıştırdım. Arka plan fonlarını ikea kataloğundan kestim. Dıgıdık at ve annesi baldanadamı oldukça iyi oyalıyor. Artık hikaye hayal gücüme kalıyor. Anne ve çoçuk at odadan odaya maceralardan maceralara koşuyorlar :)
Not: Bu akşam itibariyle minik dıgıdık ortadan kayboldu biraz bakındık bulamadık. Oyuncu olarak at seçimi de bizim için özel. Dıgıdık at baldanadamın uyku öncesi masallarının kahramanı...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Kek yaparken




3 Aralık 2009 Perşembe

2 yaş Çoçuğu

Resmi olarak 2 yaşımıza geldik. Bloğumuza not düşme adına baldantatlım ne durumda kısaca özetleyeyim.

Baldanadam 90 cm uzunluğunda ve 14,5 kilo ağırlığında. Dişlerini tamamlamladı ve emziğide bıraktı. Bezli günlerimiz devam ediyor. Evimiz soğuk olduğu için tuvalet eğitimini bahara vermeyi düşünüyorum. Dişleri tamamlandığından beri nadir zamanlar haricinde gece uykusunu kesintisiz uyuyor. Akşamları uyku saatlerini malesef bir düzene oturtamadık. Bu aralar 22:00-22:30 civarında devam etsede 23:00-23:30'u bulduğu oluyor :( Sabahsa en geç 8 de ayakta. Emziği bıraktığımız dönemde öğlen uykusunu reddetmiş gibi olsada şimdi bu konuda eski düzenimize döndük. 12:30-01.00 gibi uyuyup 15:30 bazen 16:00 gibi uyanıyor.

3 ana öğünde mutlaka aile uyelerinden en az biriyle sofrada kendi sandalyesinde yiyor. Normal bir sandalyeyi azcık yükselterek ona göre ayarladım. Çorbalar hariç yemeklerini kendi yiyebiliyor. Aslında çorbalarıda içebiliyor tabi ama yarısı üstünde olarak :) Sabahla öğlen arasında meyve yada taze sıkılmış meyve suyu ara öğünü oluyor. Öğlen ve gece uykusundan önce biberonla birer barkak süt içiyor. Oğle ile akşam arasında eğer bir şeyler yiyecek gibiyse yine meyve yada kuruyemiş yiyor.

Oyunlarımız eskisine göre çok çeşitlendi. Yabboz, eşleştirme kartları, resim yapma, hamur, biraz benim yardımımla makasla kes yapıştır işleri ve legolar rutin oyunlarımızın arasında. En çok sevdiği şeyse tamir aletleri. Oyuncaklarla, kaşık çatalla, hiç bişey bulamazsa hayali olarak aklına gelen her şeyi tamir ediyormuş gibi yapıyor. Ev işlerinde bir numaralı yardımcım kendisi. Uyanıkken yaptığım her işi birlikte yapıyoruz. En favorisi de yemek yapma işleri. Birlikte kek, kurabiye, poğaça yapmayı çok seviyor.

Sabahtan akşama kadar kitap okusam sıkılmayacak kadar çok seviyor kitapları. Bunun sadece bir dönem olmayıp hayatı boyunca böyle olmasını çok istiyorum. Şu sıralar en çok sevdiği şey kitaplar olduğu için doğum gününü kutladığımızda hediye olarak kitap alacağım sanırım. Doğum günü kutlamamızı anneanne ve dede dönene kadar erteledik. Geçen senede onlarsız kutlamıştık bu sene artık geçte olsa birlikte kutlamak istiyoruz.

Son 2-3 aya kadar sadece tek kelimelerle kendini ifade ederken birden bire sıçrama yaptı ve şimdi rahat rahat uzun cümleler kurabiliyor. Tekerlemeleri ve parmak oyunlarını çok seviyor. Ben şarkı soylerken bana eşlik ediyor. Bazen de kendi kendine ona söyediğim şarkıları söylerken yakalıyorum onu.

Neşeli ve şakacı bir çoçuk. Sürekli sınırlarımızı deniyor. Ona geniş bir çerçeve çizdik zaten ama aradabir patronun kim oluğunuda gösteriyoruz. Kaydırağın yüksek yerine çıkıp aşağı sarktığında o gün bir daha binmeme cezası alıyor mesela. Yada yemeğini bilerek ağzından çıkardığında sofradan indiriliyor. Bu konuda dengeyi korumaya çalışıyorum.

Yazsam sayfalar dolusu yazarım sanırım ama burada bitirsek iyi olacak. Bu aralar blogla fazla ilgilenemiyorum biliyorum. İşe tekrar başlayınca açıklarımı telafi ederim sanırım. Herkese sevgiler...

2 Aralık 2009 Çarşamba

Sana Bakmak...


Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır...
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Gördüğün suretten utanmak..
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır.



Küçücük bir bebekken sana baktığımda bu dizeler benim hislerimi haykırıyor gibiydi...






Hala sana bakıyorum kocaman oldun, inanılmaz bir değişim içindesin ve artık o beyaz kağıdı dolduruyorsun ama beni hala mucizelere inansdırıyorsun. Doğum günün kutlu olsun...

24 Kasım 2009 Salı

Baldanadamın Zeynebi

Baldanadamla uyku muhabbetlerimiz iyice sarpa sardı. Kısa hikayeler, ninniler derken hep aynı ninnileri duymaktan sıkıldı minik sıpa. Bendeki çoçuk şarkıları repertuarınında sonu gelince başladık güzide türkülerimizden söylemeye. Nerden aklıma estiyse zeynebimi söyledim bir kere hani şu "Zeynep bu güzellik varmı soyundaa" diye başlayan. Şimdi tam dalmadan önce mutlaka zeynebi istiyor ama "baldanadamın zeynebini söyle" diyerek istiyor :)
Bu gece ilk defa bana eşlik etti söylerken. Oğluşun dilinden türkü dinlemek çok güzeldi. Yarın akşam kamerayı gizli bir yere saklayıp kaydetmeye çalışacağım. İnşallah yakalanmadan başarabilirim...

20 Kasım 2009 Cuma

Anne bak



Anne bak dedi çoçuklara da nar verdim :) banada fotoğraflamak düştü tabi...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yeni oyuncak


Geçen haftaki oyun gurubu buluşmamızda Baldanadamın şeker arkadaşı Ceylinin evindeydik. Sevgili arkadaşım Berna Ceyline bir sürü güzel oyuncak hazırlamış. Şu resimde görünen oyuncağın benzerine baldanadam ilgi gösterince bende evdeki malzemelerle yapayım dedim. Bizimkisi biraz küçük oldu ama elimizdeki karton bu kadardı malesef...

17 Kasım 2009 Salı

Evden haberler

Evde olmak bir yandan çok keyifli ama bir yandan da çok zor.Bütün gün yanında olunca yazacak bir dolu şey çıkıyor ama bu seferde yazmaya vakit kalmıyor. Aklımda kalan şeyleri kısa kısa aktarayım

İlk kesiğimizi yaşadık geçenlerde. Meyve bışağı ile mandalina kesicem azıcık elini kesti. Tırtıklı bıçaklardan tabi, henüz normal bıçakları eline vermiyoruz. Kan durunca sargı beziyle hafif sardıkki sağa sola çarpmamayı hatırlasın. Ne zaman sargı bezi çıksa gelip yenisini sardırdı.

Haftasonu oyun gurubumuz tam kadro buluştu. Arkadaşlarını göreceğine çok sevinen baldanadam otobuste yuppii yuppi diye bağırarak gitti. Birlikte çok güzel vakit geçirdi kuzular inşallah bir daha arayı bu kadar uzatmayız.

Uykuya direnme problemimiz hala devam etmekle beraber. Uyku öncesi mızmızlanma süresi azalmaya başladı.Bugünki mızmızlık seansımızda anne sen işe git babam eve gelsin dedi. Bayağı bozuldum doğrusu :p

Konuşmada baya gelişti artık kendini rahatça ifade edebiliyor. Keyfi yerindeyse evde şarkılar söyleyerek geziyor. Bu aralar en çok diline takılan melodi ise tüpçünün geçerken çaldığı muzik :)

Mutlaka her gün dışarı çıkıyoruz güneş biraz yüzünü göstermişse parka, soğuk varsa sadece alışverişe, bazen de komşu ziyaretlerine. Evdeki saatlerimizde de en çok kitap okumaya ilgi gösteriyor. Bütün kitaplarını hergün tek tek okutuyor da biyebiliriz.

Sanırım şimdilik bu kadar. Hazır uyumuşken evdeki işleri halletmeli...

13 Kasım 2009 Cuma

Doludizgin sendrom manzaraları

Sendromlu günlerimiz doludizgin devam ediyor. Minik kuzum büyüme sürecinin bu zorlu döneminde kendiyle birlikte sabrımıda büyütüyor. İşte size 2 yaş sendromu mazlaraları:

-Yemek istemediği şeyleri yerlere savurmak (tabak ve kaşık dahil)
-Günde 20 kere boşalttığı mutfak çekmecesinden aldıklarını evin muftelif yerlerine saklamak.
-Eline geçen şeyleri duvarlara,dolaplara,yerlere vurarak müzik yaptığını idda etmek.
-Bez bağlatmamak, üst baş değiştirtmemek, ben arkamı döndüğümde kaçmak, yakaladığımda çırpınmak.
-Yollarda kucakta gitmek için bağırmak yere bırakırsam kemiksiz taklidi yaparak yere yığılmak.
-Eğer kucakta değilse önceden mimlediği dükkanlara dalmak. Koşup aldığımızda dükkan sahibine "dönerken" demek. Dönerken uğrıcaz manasında...
-Sokakta kucaktan inmek istemeyen kuzu markete girince kişilik değiştirip kucakta veya market arabasında durmamak. Zorla koyarsan ayağa kalkıp kendini aşağı atmakla tehtid etmek.
-Küçük market arabasını kapıp rafların arasında kendi iterek gezmek, anneyi beklememek. İşine gelen şeyleri sepete doldurmak geri koy diyince maraza çıkartmak.
-Gizli gizli ve sessizce boya kalemleriyle parkelere sanat eserleri çizmek. Sonrasında sırıtarak ben bişey yaptım diyerek haber vermek.
-Nar tanelerini ağzından yere boşaltıp üstüne(bilerek) basarak halıya renk katmak.
-Yemek istemediği zaman mandalinaların suyunu eliyle sıkmak.
-Uyumadan önce kitap okunduğunda "bi tane daha lütfen" diye yalvarmak. O bir tanelerin hiç sonu gelmemesi. Bu son deyince önce tamam diyip kabul etmek, bitince "son değil son değil" diye sırıtmak.
-Uyumak üzere yatağına yatırıldığında yastık yorgan hatta çarşafı dahi sökerek yataktan dışarı atmak.
-Uykusuzluktan artık çıldırmış haliyle uyumıcam diye ağlamak çırpınmak. ( 23 aylık insan evladı gece 11 civarında uyuyor sabah 7 yi sektirmiyor ve öğlen uykusunu reddediyor)
-Vs,vs...

Uyku problemimizin haricindekiler daha az şiddetlede olsa hep var olan yaramazlıklarıydı ama bu uykuyu reddetme durumu hem onu zıvanadan çıkarıyor hem bana dinlenme molası bırakmadığı için çok yorucu oluyor. Bebekliğinden beri hiç bir zaman istemediği halde ağlasa bile zorla uyutmak gibi bişey yapmadım. Sallanma alışkanlığı yok. Yatağında biz ona ninni söylerken yada masal anlatırken uyuyor (du) ve tabi son günlere kadar emzik yardımcımızdı. Emziği kolaylıkta bıraktığını düşünsemde son 3 günki uykuya karşı hırçınlığının emziksizlikle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Zamanla eski uyku düzenimize geri dönebilmeyi umuyorum. Bunca olumsuzluğun yanında yinede evimizi neşeye boğmayı başarıyor. Mesela geçen gün bana "canım annem" dedi. Şarkıda duymuş...

10 Kasım 2009 Salı

Emziksiz günler başladı


Evde olduğum süre boyunca tuvalet alışkanlığı edinme yada emzikten kurtulma gibi iki zorlu görevden birini halletmek istiyordum. Çok şükür dünden beri emsiksiz uyumaya başladı. Sanırım bu işin üstesinden geldik oğlumla hemde hiç zorlanmadan. Buradan arkadaşım Neviyeye teşekkür ediyorum onun bıraktırma tekniğini aynen uyguladım.

Önce evdeki yedek emziği yok ettim ve oğluma artık bir tane emziği kaldığını kaybetmemesini söyledim. Bu şekilde bir kaç gün geçtikten sonra kalan emziğin kenarını kestim. Ağzına alınca garipliği farketti ve bana gösterdi. Bende ısırırken kopardın herhalde dedim. Uyanık bücürüm numarayı yuttu:) ısırıp koparttım dedi. Sonrada emziksiz uyucam diyip emziği yataktan fırlattı. Gece de emziğini istedi verdim. Bozulmuş olduğunu hatırlayınca yine ısırdım koptu, emziksiz uyucam dedi ve emzksiz uyudu. Uykuya dalış süresinde belirgin bir artış yok. Artık geceleri pek uyanmadığından gecede bir sorun yaşamadık çok şükür. Dün bir ara başka emme alalım dediysede fikir akına fazla yerleşmeden başka şeylerle oyaladım.

Artık darısı bezimizin başına...

8 Kasım 2009 Pazar

Şeker anlar


Merdivenlerden tersine çıkma denemesi yapıyor...



Mecidiyeköyde Beşiktaş otobüsü bekliyor...


Güvercinleri uçuruyor...

5 Kasım 2009 Perşembe

Doktorculuk oyunu


Baldanadam doktorda maraza çıkaran bebelerden değil çok şükür. Çünkü gitmeden önce uzun uzun anlatıp doktorun ona neler yapacağını temsili olarak gösterdik hep. Bu sayede hiç sorun çıkarmadan muayenesini tamamlıyor. BEO aktivitelerinde doktorculuk olduğunu görünce işi biraz daha profesyonelleştirelim dedim ve oyuncak steteskopla şırınga aldım. Küçük doktor bey steteskopu takıp kalbimi ve sırtımı dinliyor. Ufak bir karın muayenesi yapıyor ve en sonunda bana bir iğne bir de ağızdan alınan ilaç verip iyileştin diyerek paketliyor :)

3 Kasım 2009 Salı

İlkel balık tutma oyunu :)



Bu seferki oyuncağımız gerçekten çok ilkel oldu ama işlevselllik yönünden bir eksiklik yok. Sopanın ucundaki mıknatısla leğendeki balıkları yani metal vidaları yakalıyoruz.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Sendrom bebeği

-Oğlum yatalımmı artık?
-Yatmooom

-Oğlum anneanne telefonda konuşacakmısın?
-Konuşmuom
-Oğlum bari opücük gönder
-Öpmuomm

-Oğlum yemeğini bitirecekmisin?
-Yemoom

Bir kaç gündür başladı herşeye itiraz etmeye. Neyseki şimdilik asabi değil şaka yollu itiraz ediyor. 2 yaş sendromumuz hayırlı uğurlu olsunn...

29 Ekim 2009 Perşembe

Bal-log

Yakın zamanda yaşanan diyaloglar;

Anniş: Kendine gel kendi gel dönde bir bak haline aynalara küsmüşsun kıl oldum abi(şuursuz bir anda mırıldanılır)
Haliş: Kendine gel kendine dönde bir bak haline aynalara küsmüşsun kıl oldum abi(oda bende duyar tekrar eder)
Baldanadam: Aaa hala annenin şarkısını soluoo
Anniş:?!?!
Haliş:?!?!
Aradan zaman geçer
Anniş:oğlum Hala hangi şarkıyı soyledi?
Baldanadam: Kıl abii
Anniş:İçinden yuh der. Annenin şarkısını demesini beklemektedir çünkü.

Anne oğluşa çorba içirirken halada karşılarında çekirdek çitler...
Baldanadam:Hala çekidek yeme çooba iç!
Hala: Senin tabağından yerim o zaman
Baldanadam: Yok yok çekidek ye!
Anniş:Haliş: Ha ha ha ha...

28 Ekim 2009 Çarşamba

Lego şehri



Resimlerdeki minik lego şehri anniş * ve haliş** tarafından dün inşa edildi ve baldanadam tarafından keyifle yıkıldı. Yıkmadan önce bir iki araba sürmeyi ihmal etmedi tabi. Bu sabahta lego ile oynamaya devam ettik. Küçük legoları taktıktan sonra düşünce "düştü bu dandik" dedi beyefendi. Haklısın oğlum yaptık bir hata. Bir daha dandik olmayanından alıcaz söz :)

* Baldanadamca anne
** Baldanadamca hala

27 Ekim 2009 Salı

Maşa oyunu



Bayağıdır bu aktiviteyi pamukla yapıyorduk. Dün markette gezinirken bu renkli taşları gördüm. Hem renkleri de ayırırız diye onlardan aldım. İlk başta gayet güzel yerine koyarken sonradan cıvıttı ve elle yapıcam diye tutturdu. Bizde oyunu sadece renk seçme oyununa dönüştürmek zorunda kaldık. Bu arada taşları koyduğumuz şey çukurları tümsekleri olan bir sünger...

Yatak kalabalık oldu




Sadece pandasını isterdi yanına şimdi maaile uyuyorlar. Durup durup yoklama alıyor panda burdamı? Bakbak burdamı? Bıdık burdamı? Tam uyuyacakken hop kalkıyor şu şurda yatsın şu burda yatsın. Uyutma süremiz iki katına çıktı rahat. Sadece birini al yanına diyorum kıyamet kopuyor. Bakalım nasıl çözüm bulacağız!?!?!?

26 Ekim 2009 Pazartesi

Yolcuları gönderdik


Babamla annemi dün akşam kutsal topraklara yolcu ettik. Böylece benim iznimde başlamış oldu. Artık evdeyimm...

22 Ekim 2009 Perşembe

Mim


Bloguna neden bu ismi verdin ?
Oğluşumu baldanadamım diye severdim bebekken. Böylece onunla ilgili blog açmaya karar verdiğimde ismi bulmak çok kolay oldu benim için.

En son satın aldığın garip şey ?
Çok fazla alışveriş yapan biri değilim uzun süredir aldığım her şey oğlumla ilgili ve çokda ilginç sayılmazlar en azından çoçuklu aileler için :)


Blog yazarken istediğin şeyler ?
Fazla özel bir şey aramıyorum yeterki paylaşmak isteğim birşeyler olsun. Karmakarışık ortamlarda bile yaptığım şeye konsantre olabilirim. Zaten genelde işyerinde yazıyorum bloğu.


Şeker gibi olduğun anlar?
Çoğu zaman öyleyimdir. İş hayatında biraz törpülensem de saftiriklik kıvamında iyi niyetliyimdir. Annem tarafından tescilli :)


Arkadaşım artık sormayın dediğin şeyler?
Yok öyle şeyler bana herşeyi tekrar tekrar sorabilirsiniz. Öğretmenlik bana uygun bir meslekmiş. Sabırlıyım ve anlatmayı severim


Aynaya bakınca gördüğün ?
Bazen hayatın rutinleri içinde sıkılsada, ailesini çok seven, çok sükür hayatından memnun ve gelecekten umutlu biri...


Kendini okutan blog dediğin?
Blog dünyasıyla ilgilenmeye anne blogları ile başladım. Hala ilgim onlar üzerinde yoğun. Kendime birşeyler katabileceğim bir şeyler öğrenebileceğim blogları özellikle okuyorum, takip ediyorum. Bunun yanında bana samimi gelen ve tarzları olan bloglarda favorilerim arasında.

Bir blog sahibiyle karşılaşabileceğin yerler ?
İş çıkış saatinde metrobüste :), haftasonları ve izinli olduğum günler parklarda, çoçuklarla gezilebilecek yerlerde...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Yeni oyuncak

Takip ettiğim bloglarlardan Emincan'ın günlüğünde gördüğüm oyuncağı yapmayı kafama koymuştum. Eve bir ayakkabı kutusu gelince hemen bu akşam oğluşla işe koyulduk. Ben deldim o makarnaları yerleştirdi. Sonra çekici ile hepsini kutuya gömdü. Tekrar tekrar oynadık. Sonra biraz güzelleştirmek için üstünü kendinden yapışkanlı kaplık ile kapladım. Uzunca bir süre favorisi olacak gibi. Fikir için teşekkürler Nuran!



20 Ekim 2009 Salı

Haftasonundan

Bu pazar oğluşun oyun gurubu arkadaşı bizdeydi. İki kuzu birlikte hayali oyunlar oynadılar. Bu haftaki ağırlıklı oyunumuz lokantacılıktı. Ben kuzuların garsonu oldum ve onlara yemekler taşıdım. Paraları olmadığı için sofrayı kendileri toplayıp bulaşıkları yıkadılar :D Bu kadar yemekli oyundan sonra iştahları da açıldı gerçektede sofraya oturup birlikte mamalar yediler.
Genelde iyi anlaşıyorlar, arada öpücükler uçuşuyor ama ufak itişmeler de olmuyor değil tabi. Çözüm olarak paylaşamadıkları şeyi ortalıktan kaldırıyoruz ve yaptıkalarının yanlış olduğunu anlatıyoruz.

Üçlü gurubumuzun şeker kızlarından biri karşıya taşındığından beri hep beraber toplanamadık bir türlü. Bir iki kere organize olup buluşacaktıkki oğluşun hastalığı engel oldu. Nurdan ve Ceyda sizi özledik. Şeytanın bacağını kıracağız inşallah. Bekleyin bizi... :)

19 Ekim 2009 Pazartesi

Haftaya evdeyimm

Evet babamla annemin 4 yıllık bekleyişi bu pazar son bulacak ve kutsal topraklar gidecekler inşallah. Onlar Hacda iken oğlumu geçici bir bakıcıya emanet etmeyi hiç düşünmedim. Zaten anneanne ve dedesini özleyecek olan kuzuma birde tanımadığı birine alışma stresi yaşatmak istemedim. Ücretsiz izin aldım ve haftaya yaklaşık 2 aylık bir izne başlıyorum. Doğum izni ve ardından aldığım ücretsiz izinle oğlum 5. ayını doldurana kadar onunla evdeydim ama o zaman küçücüktü şimdi çok daha farklı olacak biliyorum. Birlikte geçireceğimiz zamanları değerlendirme için planlar yapmaya çalışıyorum. Çok da heyecanlıyım bakalım özlediğim ev hayatı bana nasıl gelecek?

15 Ekim 2009 Perşembe

Oğuz Amca


Evde bilgisayarla olan problemimiz hala devam ediyor. Sabah kalktığında ilk işi bilgisayarın konulduğu yere gidip bir kolaçan yapmak. Eğer yerindeyse, yani biz akşam kaldırmayı unutmuşsak oğuz amca götürmemiş diyor, seviniyor. Eğer yerinde yoksa oğuz amca götürmüş diyor. Evet oğuz amca bizim kurtarıcımız, hayali kahramanımız.

Bir gün babası çalışırken ısrarla kucağına al diye mızmızlanıyordu. Israrları sinir bozucu bir kıvama geldiğinde oğlum birazdan babanın iş arkadaşı gelecek bilgisayarı götürecek diye bişey uydurdum. Babasıda hayali kahramanımıza ismini verdi. Oğuz Amca...

Geçenlerde yine aynı durumda bulduk kendimizi. Baldanadam babasına kucağına al diye ısrar ediyor oda oğlum ben çalışacağım olmaz diye itiraz ediyordu. Baldadamımda hemen "beraber" diye lafı yapıştırınca ilk şaşkınlığımızı yaşadık. Minik sıpam babasını beraber çalışalım diyerek ikna etmeye çalışıyordu. Baktım olacak gibi değil telefonla oğuz amcayla konuşur gibi yaptım. Geliomusun ha evet bizde hazırlıyoruz şimdi bilgisayrı kapıdan veririz gibi bişeyler söyledim. Sonra baldanadamı başka bir odaya götürüp kısa süreli dikkat dağıtma eylemi yaptım. Bu arada babasıda bilgisayarı kaldırdı ve kapıyı açıp kapama ve oğuz amcayla konuşma efekti yaptı. Baldanadam hızla koştu ve hemen telefona sarıldı. Bizde arkasında ne yapacak diye bekliyorduk. Tek taraflı diyalog başladı.
-Alooo
-...
-Oğuz amdaaa
-....
-Uu-aa-aa'yı(Baldanadamca bilgisayar) getir!

Oğlumuz artık problemlerine kendice çözümler üretiyor ve uygulamaya geçiyor. Bu kadar çabuk büyüyor olması da bizi hem sevindirip hem hüzünlendiriyor...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Yaprak baskısı


Geçen hafta yaptığımız aktivitelerden biride yaprak baskısıydı. İki aşamalı bir aktivite bu. İlk aşamasında parktan birlikte yaprak topladık. Bu sırada değişik ağaç isimlerini, ağaçlarla yapraklarını eşleştirmeyi, yaprak boyutlarını karşılaştırmayı öğrenmiş oldu.
Topladığımız yaprakla eve geldiğimizde sulu boyamız ve kalın fırçamız(rahat tutabiilmesi için) piyasaya çıktı. Genelde yaprakları baldanadam boyadı kağıda bastırma işlemini ben yaptım. Bastırma işlemini bir iki defa kendi de denedi gerçi, sonucu pek begenmediğinden sanırım benim yapmamı istedi sonra hep. Bir dahaki denememizde artık işlemi bildiği için bastırma kısmına hiç karışmamayı düşünüyorum. Kendininkini benimkiyle kıyasladığı zaman kendi yapmaktan vazgeçiyor çünkü...

12 Ekim 2009 Pazartesi

İçindekini bulma oyunu


Oğluş hasta olsada maşşallah keyfi yerindeydi haftasonu. Yinede cumartesi ne olur ne olmaz dışarı çıkartmak istemedim. Evde oynamak için yeni bir oyun türettim. Bez bir torbanın içine oyuncak sebzelerini doldurdum. Oğluşa elini sokup bakmadan ne olduğunu soylemesini istedim. İlk önce hile yapıp içine bakmak istediysede bakmadan söylemeye ikna oldu sonunda. Sebzeleri rahatlıkla bilince, evdeki diğer objelerle denemeler yaptım. Kalem, tesbih, emzik gibi belirgin şeyleri de rahatlıkla bildi.

Dün akşam da oyunu tekrar oynadık. Emziği bu sefer halkasından tutmuş sanırım ona halka dedi. Matruşka bebeğine havuç dedi (boyutları oyuncak havucuna benziyor gerçekten), daha önce havucu bulduğunu ve havucun masada olduğunu söyleyince öteki havuç dedi (iki tane havucu var) tuttuğu şeyin matruşka olduğunu gördüğünde şaşırdı. Nesneleri yanlış tahmin etmesi doğru tahmin etmesinden daha öğretici oldu sanırım. Bazı şeylerin zannettiği gibi olmayabileceğini görmüş oldu. Bu akşam aynı oyunu oyuncak hayvanlarıyla denemeyi düşünüyorum. Onların ne olduğunu bulmak diğerleri kadar kolay olmayacaktır sanırım.
Not: Nesneleri torbaya koymadan önce göstermedim.

11 Ekim 2009 Pazar

Hastalık ve suçluluk


Son bir aydır yakamıza yapıştı bu durum önce burun akıntısı ve öksürükle başladı doktora gittiğimizde boğazları da biraz kızarık ciğerine inmesin diye antibiyotik verdi. Hadi ilaçları içtik geçti derken bu cuma da ateşlendi yavrum. Yine boğazları kızarıkmış bu nasıl bir illet anlamadım tekrar mı ediyor yenidenmi olmuş anlamadık. Annem soğuk yediği için oluyor diyor. Ben geleneksel annelerden değilim ya ne ilgisi var yoğurduda ısıtıp mı vericez, soğuktan bişey olmaz hastalık miktoplardan olur desemde artık yenilgiyi kabul ettim. Sanırım kuzumun boğazları soğuğa karşı hassas.

Üç gündür içim içimi yiyor benim yüzümden oldu yavrum bir ay içinde 2. kez ilaç içmek zorunda kaldı diye. Annelik hep mi vicdan azabı hep mi suçluluk? Bu his yumağını bu hastalık dönemi yüzünden bu aralar yoğun hissetsemde aslında suçluluk duygusunun beni bir an bile bırakmadığının farkındayım. Çalışan bir anne olduğum için suçluluk, hoşgörülü davransam şımarırmı acaba diye suçluluk,yeterli aktivite yapmadıkmı ilgilenemiyorum diye suçluluk, hatta o gün sebze yememişse iyi besleyemiyorum diye suçluluk. Bir yandan anlıyorumki bu his bir nevi sınav korkusu gibi anneleri tetikte tutan Allah tarfından verilmiş bir hediye ama ben dengeyi tutturma konusunda sorunlar yaşıyorum :(

8 Ekim 2009 Perşembe

12.Ay




Bu fotolarda geriden gidiyorum güya hızlı hızlı gidip bu ayımızı yakalayacaktım neredeyse 3 aydır hiç eklememişim.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Karton kutudan ev

Ne kutusunu olduğunu hatırlayamıyorum bile, yapalı uzun zaman oldu. Baldantatlımla birlikte yaptığımız için kaplaması pek güzel olmadı ama oldukça işlevsel. Oyuncak çiftlik hayvanlarımız artık bu evin içinde duruyorlar...

4 Ekim 2009 Pazar

Feshane








Cumartesi baldanadamı feshanedeki çoçuklar için olan lunaparka götürdük. Geçen hafta hasta olduğu için dışarı çıkamayan kuzum bu hafta gezmenin tadını çıkardı. Bir çok alet güvenli gelmediği için bindiremedik ama bindirdiklerimiz mutlu olması için yetti de arttı bile...

1 Ekim 2009 Perşembe

Dil gelişimi atağı

Dil gelişimi hızlı bir atak içerisinde bu aralar. Ne söylesek aynısını söylüyor. Cümleler kuruyor. Yeni kelimeleri birden doğru yerlerde kullanarak bizi şaşkına çeviriyor. Hatta ekleri bile yerliyerine kullanıyor.

-Bu kimin kaşığı oğlum?
-Annenin kaşığı

-Bu resimde ne var?
-Kuşlar var

-Elindekini nerden aldın?
-Dolaptan aldım

Bazı şeyleri nasıl öğrendiğini anlayamıyoruz bile. Geçen gün tık tık diye bir ses duydu ve hemen bu ne diye sordu. Üst kattan gürültü geldi oğlum der demez kollarını masasının üzerinde kavuşturup başını kollarına gömdü ve bişeyler söylemeye başladı. Yüzü kapalı olduğu için dediğini anlayamadım ve kafanı kaldırarak söylermisin dedim. Kafasını kaldırdı ve anne korktum dedi. Ses yüksek değilki oğlum korkmana gerek yok diye bişeyler geveledim. Hala bunu neden yaptığını ve korkunca kafasını saklamayı nasıl öğrendiğini tam olarak çözebilmiş değilim. Evimizde televizyon olmadığı için buradan öğrenme ihtimali yok. Çevresindeki kişileri gözlemleyerek öğenmiş olmalı ama aile içinde de bu şelikde tepki verecek kimse de yok...

Eskiden işten geldiğimde bugun neler yaptığını hep kendisine sorardım ama cevabı hep anneannesi verirdi şimdi artık cevapları oğlumun kendisinden duyuyorum.
-Oğlum neler yaptın bakalım bugün?
-Ooncak oynadım.
-Güzel peki dışarı çıktınmı?
-Çıktım.
-Nereye gittin?
-Arabaya gittim(Hala arada dedesinin arabasına binip direksiyon çeviriyor vazgeçemedi bir türlü)
-Kim götürdü seni arabaya?
-Dede götürdü.
-Direksiyonu çevirdinmi?
-Bolee bolee çevirdim. (eliyle direksiyor cevirme hareketi yapar)

Baldanadamın dil gelişimi ve fiziksel gelişimi iyi maşallah (25 numara ayakkabı giyiyor) ama hala bezden kurtulamadık ve emzikle uyumaya devam ediyor. Üstelik ikisini de bırakmaya şimdilik hiç niyeti yok. Sanırım tam bir koca bebek oldu benim baldandadamım :)

30 Eylül 2009 Çarşamba

Duvardaki deniz




Balık çiz lafından sonra gerisi çorap söküğü gibi geldi. Balığı çizdim, kestim. O arkasına yapıştırıcı sürdü. Gösterdiği yerlere yapıştırdım. Sonra yapıştırıcıyla yetinmedi üstlerini tekrar bantlamak istedi. Ben bantı tuttum o kesti. Sonra minik parmaklarına bantı doğru şekilde tutturdum oda gidip yapıştırdı. Tabi ben bu fotoları yayınlayana kadar o deniz canlıları çoktan yerlerinden söküldüler :) yine o minik parmaklar tarafından...

28 Eylül 2009 Pazartesi

En sevdiğim sayı


Baldanadama rakamlı ne sorarsak soralım cevap anında hazır.

-Oğlum kaç yaşındasın?
-Dokuz

-Oğlum burada kaç tane kalem var?
-Dokuz

-Oğlum birden sonra ne gelir?
Elle parmaklar tutulur sayıyormuş gibi yapar ama cevap tanıdıktır.
-Dokuz

-Oğlum saat kaç?
Cevap vemeden önce mutlaka saate bakar ama cevap hep aynıdır.
-Dokuz
-Eminmisin?
-Emin yada bazen dokuz buçuk!

27 Eylül 2009 Pazar

Kağıt tabaktan panda

Kağıt tabaktan panda kuklası yapımını burada görünce hemen yapmalıyım dedim kendi kendime. Nede olsa baldanadamın pandalara karşı özel bir ilgisi var. Malzemeler kolay kağıt tabak, siyah elişi kağıdı, biraz yapıştırıcı. Orijinalinde iki tabağı birbirine zımba ile tutturuyorlardı. Ben çıkarmaya çalışır da bir yerine batar diye iplikle dikmeyi tercih ettim. Baldantatlım kulakları ve gözleri yapıştırıcı sürüp yerine yapıştırmada bana yardım etti. Tabi sonradan düzeltmeler yaptım :)
Görüntüsü gayet iyi oldu. Şimdi ara ara pandayı elime alıp yada legodan yaptığım robot adamın başına geçirip konuşturuyorum. Bu arada pandanın yüzü sonradan baldanadam tarfından biraz karalan ama hala sevimli sayılır :)


Panda önden görünüş


Arkaya yarısı kesilmiş bir kağıt tabak diktim. Bu eli geçirebilmek için.
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam