30 Mart 2010 Salı

Dıgıdık At


Gülümse diyince verdiği poz.

Fikir buradan geldi. Ne zamandır aklımdaydı. Babişkomuzda sabah bu çoraplar yıprandı atabilirsin diyince tamam dedim.

Bu fotorafı Ömer çekti.

Gövde çorabın bir teki, kulaklar diğer teki, eğer kısmı evde işlevsiz duran bir kurdele, gözlerde kuzunun eski bir oyuncağının parçaları, yeleler ise benim kaçmış çorabımdan yapıldı.
Yapılırken sabırla bekledi. Sadece içlerini doldururken yardım edebildi. Yapıldıktan sonra baktım hiç ellemiyor haydaa dedim bu çoçuk sadece yapım aşamalarıyla ilgileniyor galiba. Neyseki ertesi gün oklavanın ucuna takılmış dıgıdık ata bindi. Hatta yerdeki hayali yoncaları yedirdi(Celime midilliye biniyordan esinlenerek). Yetmedi hayali bahçesine tohum dikip suladı yetişen havuçlarıda atına yedirdi. Bir ara baktım kendisine vilada muamelesi yapmaya başlamış kurtardım elinden hayvancağızı.

Bu da oklavanın ucuna takılmış hali. İnat etti binerken poz vermedi sıpa...

29 Mart 2010 Pazartesi

Pazar Gezmesi

Pazar günü Yıldız Korusuna gittik arkadaşlarla. Temiz hava dolu, çiçek kokulu bir gün geçirmiş olduk böylece. Lalelerin ancak yarısı açmıştı. Fiskiye ve gölet henüz açılmamıştı ama yinede çok güzeldi.Baldanadam laleri,çeşit çeşit çiçekleri, sincapları, saksağanları gördü, hatta bir cennet papağanı bile vardı. Bir ay sonra bu sefer piknik sepetiyle birlikte gitmeye niyetlendik bakalım kısmet...




25 Mart 2010 Perşembe

Mutfağa gelen sesler

Çalışırken akşamlarım koşuşturmaca ile geçiyordu. Yemekler jet hızıyla hazırlanıp mutfak toplama seansı jet hızıyla gerçekleşiyordu. Genellikle işlerime oluşu da katmaya çalışıyordumki birlikte geçirdiğimiz zaman artsın. Yinede oluşu babasına kaptırdığım çok oluyordu. O zamanlarda salondan onların kahkaha sesleri gelirdi ve ben üzülürdüm, mideme bir sancı saplanır gibi hemde. Bende yanlarında olmalıyım diye acele ederdim. Bir yandanda günün yorgunluğu sebebiyle baldanadamla oynamaya yetmeyecek enerji azlığımdan dolayı suçluluk hissederdim. Geçen akşam yine sesleri gelirken düşündüm de artık o sesler beni rahatsız etmiyor. Gün boyu doyasıya oyunlar oynayıp birlikte olduğumuz oluşu gönül rahatlığıyla babişkosuna bırakıyorum. Sofra ağır ağır toplanıyor, çay yavaş yavaş demleniyor. Çayın demlenmesini beklerken elimde ya gazetem yada okuğum kitabım oluyor. Şimdilerde hayat akşamları daha sakin benim için ve mutfağa gelen sesler beni artık mutlu ediyor...

24 Mart 2010 Çarşamba

Afrika marakası



Fikir meraklı minikten. Yapalım diye kendisi istedi. Yapım aşamasında katkı sağlayamayınca sıkıldı. Bittikten sonra bir iki salladı ama pek ilgisini çekmedi doğrusu...

22 Mart 2010 Pazartesi

Baldanadam inşaat ustası

Son zamanlardaki en önemli aktivitelerimiz işte bunlar. Dedişko çatı arasında inşaata başlayınca bizimkinede gün doğdu. Havanın sıcak olduğu her gün dedesinin yanında alıyoruz soluğu. Kumla oynuyor, aletlerle güya işler yapıyor, dedesine getir götür işlerinde yardım ediyor. Bu oyun faslının arkasından da genelde yorgun ve tatlı bir uykuya dalıyor :)




16 Mart 2010 Salı

Kuşu getiririm

Bu akşam 1001 hayvanı bulun kitabını okurken aramızda geçen diyalog. Çok tatlıydı unutulsun istemedim...
Anne: Bak oğlum buda muhabbet kuşu
Oğul: Mumammed kuşu
Anne: Yok oğlum muhabbet kuşu. Benimde vardı bir tane.
Oğul: Şimdi nerde?
Anne: Kaçtı annecim pencereden pırr uçtu gitti.
Oğul: Ben sana onu getiririm
Anne: Canım kuşların kanatları var uçup gidiyorlar nasıl getireceksin?
Oğul: Rüzgar beni uçurur muhammed kuşunu yakalarım sonra rüzgar beni indirir sana getiririm kuşunu...

Bu haftasonu

Cuma sabahımız Ceydoşun ziyaretiyle şenlendi. Bıcırıklar hayali denizlerine atladılar, hamurlardan adamlar yapıp konuşturdular.Uyandıktan sonra yapacağımız bebiş ziyareti için babamızla buluştuk. Baldanadam bebişe hiç ilgi göstermedi ama uyudu zaman uyanmaması için gereken özeni göstererek gürültü yapmamaya dikkat etti.

Cumartesi güneşi gören anne ve okuldan kaçıp gelen halişko olarak baldanadamı parka götürdük. Öğleden sonrada babişkonun arkadaşıyla buluşup çalışmak için gittiği profilonun üst katına baskın yaptık. Çoçuk oyun alanında gönlünce eğlenen baldanadam en çok itfaye arabasına ilgi gösterdi. Bir ara "Bu ne biçim iş yaaa kapısını bulamıyorum" diye bağırıp atlı karıncanın etrafında dört döndüğünü gören görevli abi baldanadamı kaptığı gibi atların üzerine de oturttu.

Pazar günümüz evde sakin bir modda geçti. Bu hafta fotoraf makinesini hiç kullanmadığımdan bir önceki haftanın soğuk pazar günündeki gezimizden bir fotoyla bu yazının sonunu getirelim bakalım.

9 Mart 2010 Salı

Son dönem oyunlarımız

Son dönem oyunlarımızı bloğumuza not düşmek adına sıralasak iyi olur sanırım.

Eşya saklamaca: Seçtiğimiz eşyayı sırayla saklıyoruz. Arayacak taraf eşya saklanana kadar gözlerini kapıyor. Oyunda gitgide iyi olmaya başladı. Eğer hile yapıp kenardan bakmazsam sakladığı şeyi bulabilmek için bayağı uğraşıyorum artık :)

Kartlarla hafıza oyunu: 6 tane kartı açıp yanyana koyuyorum. Önce üstündeki nesneleri bir bir söylüyor. Aynı sırada kapatıyorum ve bu sefer kapalıyken yerlerini soruyorum. Gösterdiği kartı açıyorum doğruysa açık kalıyor yanlışsa gösterip tekrar kapatıyorum. Sonra yerleri karıştırıp tekrar oynuyoruz.

Kulaktan kulağa: Baldanadam önceleri anlamsız kelimeler bulsada, etrafta gördüğün şeylerden söyle telkinleriyle anlamlı kelimeleri de kulağımıza söylemeye başladı. Oyunu mutfak masasında oynadığımız için seçtiği kelimeler tencere, masa, demlik gibi mutfak eşyaları oluyor genelde. Bu arada oyuna alıştırma sürecince ilk kelimeyi söyleyen onun haricinde biri olmuştu.

Çıkartma guruplama: Baldanadamın bir çıkartma duvarı var. Bazen dergilerden kestiği şeyleri bazende çeşitli çıkartmaları yapıştırarak duvarı dolduruyor. Elimizde bir çıkartma gurubundan iki tane olduğunda ikinci gurubu diğer eşlerinin yanına yapıştırmasını istiyorum. Mesela domatesin yanına diğer domatesi. O duvardaki domatesi ararken bende kardanadamın altında yada kitap okuyan kızın sağında gibi yönergelerle bulmasına yardımcı oluyorum.

6 Mart 2010 Cumartesi

Soy ağacı


Uzun zamandır yapmayı düşündüğüm soy ağacını geçen hafta bitirdim sonunda. Baldanadamı aşağıya koyunca ağacımız tuba ağacı oldu ama ben bu halini daha çok sevdim. İşte bizim cennet ağacı ve minik cennet meyvemiz...

1 Mart 2010 Pazartesi

Mim

Öncelikle bu kadar geç cevapladığım için çok çok özür dilerim...

1-Sizi mimleyen kişiye link veriniz lütfen :
Remziye;Senden;Benden;Bizden ve Güneş;
Gücübe

2-Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu…

Hangi olayların beni ne şekilde etkilediğini tam kestiremesemde en çok hoşlandığım babamın bize çoçukluğunu anlattığı aile sofralarıydı. Çoçukluk askerlik anılarını biz gülmekten gözlerimize yaşlar gelene kadar anlattırırdık.

3.Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

En çok sevdiğim kırmızı elbiseli bebeğim ile pembe oyuncak ayımdı.Küçükken evde abimle çeşit çeşit oyunlar üretirdik ama benim en çok sevdiğim babamın bize öğrettiği kağıt üzerinde pulları oynatarak oynanan dokuztaş adlı zeka oyunuydu.

4.Sokakta oynar mıydınız?

İstanbulun göbeğinde bir apartmanda büyümüş olmama rağmen çıkmaz sokakta oturuyor olmamız sayesinde trafikten nispeten korunaklıydık. Yazları gece yarılarına kadar sokaklarda olurduk. Saklanbaç, yakartop, sek sek, ip atlama. Benim favorim saklanbaçtı, en yeteneksiz olduğumsa yakartop.

5-Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
Biz akrabalarımızdan çok uzakta gayet çekirdek bir aile olarak yaşadık. Keşkelik bir durum değil belki ama amca teyze gibi akrabaların yakın olduğu, kuzenlerin bir arada büyüdüğü kalabalık ailelere özenmişimdir hep.

6-Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…

İyiki annemle babam eğitimli meslek sahibi insanlar olabilmemiz için bizleri yönlendirmişler ve imkan sağlamışlar. Onlardan önceki nesil köylerinde yaşadılar, doğdukları yerlerde bildikleri hayatı sürdüler. Annemle babam ise bir atılım için ilk gençlik hatta çoçukluk yılları diyebileceğimiz bir dönemde memeleketlerini bırakıp bu kocaman şehre uyum sağlamaya çalıştılar. Kendilerinin sahip olamadığı eğitim imkanlarını bize sağlamak için çalışıp çırpındılar. İkisini de çok seviyorum ve onlarla gurur duyuyorum...

Çok şükür bizde yüzlerini kara çıkarmadık :)

7-Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı.

Çoçukluğumuzda yaşadığımız herşey bugünümüzü etkiliyor ya ben özellikle birşey hatırlayamadım :p

Bende bu mimi henüz cevaplamış olamayan ve cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum.
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam