28 Mart 2011 Pazartesi

Yeniden Merhaba, yeni bir merhaba

Biraz vakitsizlik biraz isteksizlik sebebi ile bloğa girişlerimin azaldığı günlerde bir de üstüne blogere yasak gelince iyice girip bakmaz olmuştum. Şimdiye kadarki yazılarıma ulaşamama düşüncesi ile wordpress'e aktarım yapmış olsamda oradan yazılar devam etmek hiç içime sinmedi.

Bu arada hayatımızda pek çok yenilik oldu. Birinci ve en önemli değişimi bloğun sağ üst köşesinde baldanadamın yaş belirtecinin altında görebilirsiniz :)
Buna bağlı olarak yeniden işten ayrılıyorum. Kardeşi gelmeden oğluşumla başbaşa bir yaz geçirebilmek için doğum iznini beklemeden işten çıkmaya karar verdim. Zaten 2. çoçuktan sonra işe geri dönmeyi düşünmüyordum. Allah nasib ederse 2 ay sonra
işten ayrılıp jubilemi yapacağım ve yoluma çoluk çocuğa karışmış ev hanımı bir anne olarak devam edeceğim. Bir daha ne zaman iş hayatına dönerim yada dönmek istermiyim Allah bilir artık. Üçüncü ve son değişimde taşınmamız olacak. Uzun zamandır hayal ettiğimiz ve araştırdığımız site içinde, çoçuk yetiştirmeye elverişli eve sonunda kavuşutuk. Taşınmanın çoçuklar için büyük bir değişim olduğunu bildiğimden uzun zamandır kuzumu bu fikre alıştırmaya çalışıyorum. İlk başlarda pek kabullenememişti hemen tepki veriyordu. Taşınmayalım ben bu evimizi çok seviyorum diyordu. Yeni eve tekerlek takıp mahallemize getirelim diye önerilerde bulunuyordu. Şimdilerde tepkileri azaldı ne zaman taşınacağız diye sormaya başladı. Gideceğimiz yer tam çoçuklara göre olduğu için ve bende artık hep yanında olacağım için alışmakta çok zorluk çekmemesini umuyorum. Zira taşınmamamızdan yaklaşık 5 ay sonra da kardeşi teşrif edecek inşallah. Bu süreyi çok iyi değerlendirmem gerekecek.

Hayatım birden bire 180 derece değişiverdi. Yeni bir ev, yeni bir hayat tarzı ve nasipse yeni bir kuzu beni bekliyor. Heyecanlıyım...

8 Şubat 2011 Salı

Uyku sorunsalında son durum

Bir haftalık denememizin sonunda akşam uyku saatini ortalama dokuza çekebildik. Sabahları istisnasız sekizde uyanıyor. 3 yaş cocuğunun ortalama uyuması gereken süresinden bir saat daha az ama belirgin bir sorun olmadı şimdilik.

Böylece aramızdaki en büyük çatışma sebebini yok etmiş olduk. Öğlen uykuya zorlanmadığı için, akşamda yorgunluktan fazla itiraz edemediği için uyku yüzünden tartışma miktarımız azaldı. Hafta sonu baldanadam sekiz buçukta uyuyunca sonradan kalan vakitte film bile seyrettik uzun bir zamandan sonra :)Bu öğlen uykusu işi onada bizede iyi geldi şimdilik. Umarım düzeni bozmadan devam edebiliriz.

6 Şubat 2011 Pazar

30 olduk!


Olduk derken lafın gelişi değil. Baldan kuzunun anne ve babası olarak en enteresan ortak noktamız doğum günümüz. Aynı yılın aynı günü farklı şehirlerde doğmuşuz. Farklı yerlerde büyümüşüz. Yıllar sonra aynı işyerinde yollarımız birleşti ve bir daha ayrılmadı. Allah ayırmasın...

Sevgili babişkomuz iyiki doğdun. İyiki eşim oldun. Kuzucuğumuzla birlikte daha nice nice doğum günlerimizi hepbirlikte kutlamak dileğiyle...

1 Şubat 2011 Salı

Uyku sorunsalı


Baldanadam doğduğundan beri uykuyu çok seven bir bebek olmadı. Sese ve ışığa duyarlıydı. Onu uyutmak için bir saat uğraştığım halde yarım saatte uyandığı çok olmuştur. Hele o gece yarım saatte bir uyanması yokmuydu bebek gibi uyumak deyimini kendi içimde çok sorguladım :)Büyüdükçe gece sık uyanmaları azaldı ama bu seferde geç yatma problemimiz başgösterdi. Yatmadan önce çeşit çeşit bahaneler uydurma, yataktan kalkmak için her fırsatı kollama...

Öğlen uykusu da artık faydadan çok zarar vermeye başladı bize. Neredeyse saat üçe doğru uyuyor ve iki saatte zorla kalkıyor. Saat beşte uykudan kalkan çocuk haliyle erkenden gece uykusuna geçmiyor. Artık 3 yaşında ve öğle uykusununda vazgeçip vazgeçmeme konusunda karar vermemiz gerekiyor. Dün ilk denememizi yaptık ve akşam dokuz buçukta yataktaydık. Bahane üretmeye hali kalmamış balbebeğim saat ona gelmeden uyuyup kaldı. Fakat sabah erken uyandı o yüzden bugün akşama kadar dayanabilirmi bilmiyorum. Yorgunlukla sızıp erkenden uyumasını istemiyorum. O zamanda gecenin bir saati cin gibi kalkacak hemde akşam birlikte vakit geçiremeyeceğiz. Öğlen uykusu biraz öne çekilse ve gündüz en fazla bir saat uyusa en ideali olacak aslında ama onuda annem haftaiçi uygulayamıyor malesef.

Bu hafta öğlen uykusunu iptal ederek düzenimizi yeniden oluşturmayı denicez bakalım. Tek seferde gerektiği kadar uyuyabilirse bu şekilde devam edebiliriz. Çalışan bir anne olarak akşam çok erken uyuması işime gelmiyor ama bağışıklık sisteminin güçlü olması ve gelişiminin normal seyrinde devam edebilmesi için en azından saat ondan önce uyumuş olması gerekiyor. İnşallah mutlu sonra ulaşabiliriz.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kış günleri

Baharı iple çekiyoruz artık. Buz gibi soğuk hava, kol gezen salgın hastalıklar... Şimdilik evimizde hayallerimizle avunuyoruz. Ömerin hayallerinden biri Silivriye gidip dedesinin alacağı tahta ve çivilerle oynamak. Benim hayallerimden biriyse bir ağaç dikme etkinliğine katılmak. Neyseki hayallerimiz çok uçuk değil. Allah sağlık verirse hepsini gerçekleştiririz umarım.

Ömerin burnu akığı ve öksürdüğü için bu haftada bir yere çıkamadık ve geçen yazın fotoraflarına bakıp avunduk. Bu arada ömer bu seferki hastalığıda ilaçsız savuşturmak üzere maşallah. Cuma gecesi hafif ateşi de çıkmasına rağmen hiç ilaç vermedim. Ateşi düşene kadar üstünü soyup başında bekledim. Tabi genel durumu iyiydi yoksa ateş düşürücü vermeden beklemeye cesaret edemezdim. İştahında bir sorun olmadı, neşesinde de çok şükür. Tek problem eve tıkılıp kalmak oldu. Hayalimizde çok yerlere gidip geldik çok işler bitirdik gerçi :) Kah salona çiçek bahçesi yaptık, kah mahallemize bir oyun evi inşaa ettik. Dün akşam Pandasına okaliptüs yaprağı almak için babasıyla Çine gidiverdiler mesela tabi uçakla :)

Hiç oyuncağı olmadan günlerce idare edebilir durumda şu anda :) Yanında hayali oyununa ortak olacak birini bulsun yeter. En güzel benle oynuyor ama duygusal frekansını yakalabilen başka biri de olursa hemen uyum sağlıyor. Hiçbir konuda baskıyı kabullenmiyor, sadece ikna ile yönlendirilebiliyor. Mesela kimse o istemeden onu öpemez. Hemen karşı koyar. Bana benzemiyor bu konuda ben aşırı uyumluyum ama onun bu huyunu çok seviyorum. İnandığı şeyi savunsun ama iletişime, iknaya da açık olsun istiyorum.

Havalarla başlayıp kişilik tahliliyle devam eden bu yazıyı bitirsem iyi olur yoksa sonunu getiremeyeceğim. Bu aralar işte biraz yoğunum o yüzden sık sık bloğu güncelleyemiyorum ve takip ettiklerimide okuyamıyorum. İşlerin hafifleşmesini ve blog alemine en azından takip olarak geri dönebilmeyi umuyorum. Herkese sevgiler...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Başlıksız


Hafftasonumuz biraz hayalkırıklığı ile geçti malesef. İnşllah mı demedim bilmiyorum. Dün Ceydoşun doğum gününe gidemedik. Sabah hapşırık ve burun akıntısıyla kalkan oğluşu soğuk havada dışarı çıkartmaya gözüm yemedi. Kendisini gitmeye hazırlamış olan Ömercim de hayal kırıklığıyla hırçınlık yaptı bol bol. Öğlen uykusu için zor bela yatağa yatsada bir saat geçmesine rağmen uyumadı. Bende o uyumayınca hayal kırıklığına uğradım. Karşılıklı inatlaştık. Uyumadan yataktan çıkamayacağını haykırdım kendisine :( yarım saat ağlama sonucunda yenik düştü yavrum ama bana küstüm diyip arkasını dönerek.

Tabi pişmanlık boğazıma düğüm oldu sıktı beni yine. Sabır sınırsız değil. Olamazda ama neden bu minnoşlar uyurken bu kadar masumlar. Küstüm diyip arkasını dönmesi çok dokundu. Sevdiği tatlıyı yaptım uyurken. Babasını aradım. Ne zamandır almaya söz verip hala almadığımız itfaiye aracını bulmasını istedim. Hayal kırıklıklarını,üzüntülerini maddi şeylerler unutturmak değildi amacım ama onun gülen yüzünü görmeye ihtiyacım vardı. Helede mutsuzluğuna benim tahammülsüzlüğüm sebep olmuşken. Böyle zamanlarda iç sorgularım başlıyor hemen. Önceden olsa kendimi çok kötü bir anne ilan edip suçluluk duygusuyla kıvranırdım (Şimdide kıvrandım biraz ama geçti:) Annelikle geçen 3 yıl sonunda onun için ideal bir ortam yaratmanın anlamsız ve hatta zararlı olduğuna karar verdim. Yaşadığı bu küçük hayal kırıklıkları ve mutsuzluklar aslında onu güçlendiriyor.

Ağlayarak uyandı. Yanına gittim. Küstüm dedi yine bana. Özür diledim. Babası süpriz hediyesini getirene kadar arayı düzeltmiştik ve eski neşeli moduna geri dönmüştü neyseki. İtfaiye arabası ve banada süpriz olan Şimşek oğluşa kısa günün karı olarak kaldı.

12 Ocak 2011 Çarşamba

bir bardak su içtiğimde ikincisini içememektir...


Bu sabah blogçu annenin 11 derste ebeveynliğe hazırlık yazısını okuyunca henüz anne olmayan iş arkadaşlarımla paylaşmak istedim. Komik ama korkutucu olduğunu söylediler. Çocuk sahibi olmakla ilgili olarak verdiğim kötü izlenimi silmek için onlara dün akşam oğlulma yaşadığımız diyaloğu aktardım...

Baldantanlımla yatmadan önceki sohbetimizi yaparken konu birbirimizi kızdıran ve hoşumuza giden şeylere geldi. Benim Ömeri kızdırıdığım noktalar şöyleymiş(kendi cümleleriyle yazıyorum)

Hımmm………… düşüneyimmm………………meselaaa…………Uyumamaktır (yani kendisini istemediği halde zorla uyumasını istemem)
Başkavarmı?
Hımmmmmm……bir bardak su içtiğimde ikincisini içememektir (yatmadan önce uyumamak için sürekli bişeyler istiyor da su üstüne su sonra gece vaktinde çişe kaldıramazsam şorr:)

Başka düşündü düşündü bulamadı. Sonra bana beni kızdırmayan şeyleri sordu. Bende baya saydım. Birlikte oyun oynamak, pijamalarını kendin giymen, yere bişey döktüğünde geri toplaman(aslında her zaman yapmıyor, pekişsin diye sürekli yaptığını söylüyorum ) vs.vs. sonra kendisi hatırlattı temizlik diye (çoğuğa evi temizletiyorum da he he he)

Bende evet dedim seninle birlikte temizlik yapmak çok hoşuma gidiyor hem evin işleri de hallomuş oluyor dedim. Bu arada o yatağında yatıyor bende çekyatta ışıkta kapalı. Ben temizlikle ilgili sevdiğim şeyleri sıralarken hiç konuşmadan kalktı yatağından geldi yanıma sıkıca sarıldı bir de öptü. Sonra yerine geri gidip yattı yine.

Yani diyeceğim oki ordaki maddeleri yaşamaya değiyor hemde fazlasıyla :)

Not: Cifle fayansları temizliyor nihohahaha
free html visitor counters
Blog Widget by LinkWithin
 
Copyright 2009 Baldanadam